Chopin’i, Beethoven’i dinleyen ağaç, su, hava
Bu ülkenin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, savaş meydanlarından çıkmış bir liderdi; ama yalnızca vatanı değil, toprağı ve çevreyi de korumayı düşündü.
“Ormansız bir yurt, vatan değildir” derken, doğanın bir milletin geleceği olduğunu anlatıyordu.
Bu konuda Cemil Sönmez’in “ Atatürk ve Çevre” isimli, Aydoğan Yavaşlının ise “ Atatürk’ün Çevre Günlüğü” adlı yapıtlarını okumanızı tavsiye ediyorum.
Bugün ise ormanlarını, dağlarını, derelerini korumaya çalışan insanlar çoğu zaman yalnız bırakılıyor.
Kimi zaman susturuluyor…
Kimi zaman da öldürülüyor.
Kimi zaman yargılanıyor
Antalya’da mermer ocaklarına karşı doğayı savunan çevreci çift Ali Ulvi Büyüknohutçu ve Aysin Büyüknohutçu, korumaya çalıştıkları doğanın içinde katledildi.
Onların ölümü yalnız iki insanın ölümü değildi; vicdanın, ağacın, kuşun ve toprağın sessiz çığlığıydı.
Son yıllarda Türkiye’nin dört bir yanında benzer acılar yaşandı.
Akbelen Ormanı’nda köylüler ve çevreciler, zeytinliklerini ve ormanlarını korumak için günlerce nöbet tuttu. Zehra Ninenin ölüm haberini “Akbelen Yuvamız Vermeyeceğiz” hesabından duyuruldu. O da; Çinli Sunderlal Bahuguna gibi, Toprak Dedemiz Hayrettin Karaca gibi ağaca sarılmış fotoğrafları ile anılarımızda yer aldı.
Kesilen her ağaçla birlikte yalnız doğa değil, insanların geleceğe dair........
