Hakaret Suçunda Uzlaştırmadan Önödeme Usulüne Geçişin Hukuki Değerlendirmesi: 7531 Sayılı Kanun ve AYM'nin İptal Kararı
Hakaret Suçunda Uzlaştırmadan Önödeme Usulüne Geçişin Hukuki Değerlendirmesi: 7531 Sayılı Kanun ve Anayasa Mahkemesi’nin 27/3/2025 Tarihli, E.2024/197, K.2025/86 Sayılı İptal Kararı
I. Giriş
Ceza adalet sisteminde bazı suçların mahkeme önüne gitmeden çözülebilmesi, hem yargı süreçlerinin hızlanması hem de taraflar arasında toplumsal barışın tesisi açısından önem taşımaktadır. Bu amaçla geliştirilen önödeme ve uzlaştırma gibi kurumlar, tabiri caiz ise failin uzun ve yorucu yargılama stresi altına girmeksizin ceza almadan dosyanın kapatılmasına imkân tanımaktadır. Ancak bu tür alternatif çözüm yolları, uygulamada her zaman amacına uygun şekilde işlememektedir. Özellikle hakaret suçuna ilişkin soruşturmalarda, son yıllarda dikkat çeken bir uygulama şekli ortaya çıkmıştır. Şöyle ki:
Sosyal medya gibi açık dijital platformlarda, kasıtlı olarak kamuoyunu tahrik eden açıklamalar yapan kişiler, bu yolla kendilerine hakaret edilmesini adeta teşvik eder hâle gelmiştir. Ardından, hakarete uğradıkları gerekçesiyle şikâyetçi olarak sürece dahil olmuş ve “mağdur” sıfatıyla uzlaştırma görüşmelerine katılmışlardır. Uzlaştırma sisteminde mağdurun failden maddi talepte bulunabilmesi, bu süreci bazı kişiler için gelir kapısına dönüştürmüştür. Böyle bir uygulama pratiği, uzlaştırmanın, ceza muhakemesinde mağdur odaklı çözüm anlayışı çerçevesindeki konumundan saparak, kişisel menfaatlerin araçsallaştırıldığı ve kamu gücünün dolaylı yoldan kullanıldığı bir alana dönüşmesine neden olmuştur. Söz konusu örneklerin yaygınlaşması, kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde, uzlaştırma kurumunun temel işlevinden saptığı yönünde eleştirilere yol açmıştır. 7531 sayılı Kanun ile önödeme kapsamı genişletilmiş, uzlaştırma ise zikredilen suçlar bakımından kurumun dışına çıkarılmıştır.
Çalışmamızda, iptale konu düzenlemelerin kanun sistematiği içindeki yerini, hukukî bağlamını, Anayasa Mahkemesi’nin kararlarında dayandığı gerekçeleri ve bu gerekçeler doğrultusunda ortaya çıkan sonuçları inceleyeceğiz.
II. Önödeme Kurumunun Hukukî Niteliği ve 7531 Sayılı Kanun’la Getirilen Değişiklikler
Önödeme, genel olarak yalnızca adlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı altı ayı geçmeyen suçlar bakımından, kamu davası açılmadan önce ya da kovuşturma evresinde, failin kanunda gösterilen usulle ödeme yapması hâlinde dosyanın düşmesine imkân tanır. Bu kurum, klasik ceza muhakemesi işleyişinden sapma anlamına gelse de, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 75. maddesinde tanımlanmış ve sistemin istisnai bir unsuru olarak yasal bir zemine kavuşturulmuştur. Önödeme kurumu ile kamu davası açılması veya açılmışsa devam etmesi ihtiyacı ortadan kalkmakta; dosya, yargılamaya konu edilmeksizin sonuçlandırılması amaçlanmaktadır. Nitekim, Türk ceza muhakemesi sisteminde, suçun işlendiği yönünde yeterli şüphe oluştuğunda kamu davası açılması genel bir yükümlülük olarak düzenlenmiştir. Ancak 5237 sayılı Kanun’un 75. maddesinde öngörülen önödeme kurumu, ismen sayılan suç tipleri bakımından bu sürecin ceza yargılamasına taşınmadan sona erdirilmesine imkân tanımaktadır. Cumhuriyet savcısı, şartlar gerçekleştiğinde fail hakkında önödeme teklifinde bulunur; failin ödeme yapması durumunda kamu davası açılmaz. Yargılama süreci bu suretle sona ererken, ödeme yapılmaması hâlinde soruşturma devam eder. Önödemenin uzlaştırmadan ayrıldığı temel noktalar açıktır. Başka bir deyişle, önödeme, devlet ile fail arasında kurulan ve yalnızca maddî ödeme ile sonuçlanan bir ilişkidir. Uzlaştırma ise fail ile mağdur arasında yürütülen, karşılıklı anlaşmayı gerektiren bir süreçtir. Uzlaştırmada mağdurun maddî bir edim talep etme imkânı vardır; önödemede böyle bir hak tanınmamıştır. Ayrıca uzlaştırma, taraflar arasında müzakereyi ve dolayısıyla bir tür iletişimi zorunlu kılarken, önödeme teknik ve tek taraflı bir mekanizmadır. Süreçlerin sonuçları bakımından da fark gözetilmelidir: Uzlaşmanın sağlanması kamu davasının açılmamasına yol açarken, önödeme yapılmazsa yargılama süreci işlemeye devam eder.
7531 sayılı Kanun’un 15. maddesiyle, TCK m.75’in altıncı fıkrasının (a) bendine (2) numaralı alt bent eklenmiştir. Bu bentte, TCK m.125’in ikinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (b) ve (c) bentleri ile dördüncü fıkrasında tanımlanan hakaret suçlarının da önödeme kapsamına alındığı kanunlaşmıştır. Aynı maddenin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının (a) bendinde yer alan hükümler bu kapsamın dışındadır. Buna paralel olarak, CMK m.253/3’te yapılan değişiklikle, bu bentte belirtilen hakaret suçlarının uzlaştırma dışı bırakıldığı hükme bağlanmıştır. Böylece bazı suç tipleri bakımından uzlaştırma yerine önödeme usulü uygulanabilir hâle gelmiştir. Önödeme yapılması hâlinde kamu davası açılmaz; açılmışsa düşer. Failin devlete ödeme yapması yeterlidir. Mağdurun rızası aranmaz. Uzlaştırma uygulamasında ise tarafların anlaşması ve edim üzerinde uzlaşması esastır. Bununla birlikte CMK’ya eklenen geçici 7. madde ile bu düzenlemelerin yalnızca yürürlük tarihinden sonraki soruşturma ve kovuşturmalara uygulanacağı belirtilmiştir.
III.........© Hukuki Haber
