Banka Hesabını Komisyon Karşılığı Kullandırma Fiili: Norm Boşluğu Nedeniyle Ortaya Çıkan Uygulama Sorunları
Son yıllarda özellikle dijital bankacılığın yaygınlaşmasıyla birlikte, ceza soruşturmalarına konu olan yeni suç tipleri ve uygulama sorunları da artış göstermektedir. Bunlardan biri de, banka hesabının komisyon karşılığında ya da kiralatmak suretiyle üçüncü kişilerin kullanımına sunulması şeklinde karşımıza çıkan fiillerdir. Uygulamada çoğu zaman “emanet hesap”, “kiralık hesap” veya “hesap kullandırma” olarak adlandırılan bu durum, ilk bakışta masum bir yardım ya da ticari bir ilişki gibi algılansa da, ceza hukuku bakımından ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Banka hesabını kullandırma fiili genellikle, hesabın gerçek sahibi ile üçüncü kişi arasında kurulan ve belirli bir menfaat karşılığı gerçekleştirilen bir anlaşmaya dayanmaktadır. Bu anlaşma çerçevesinde hesap sahibi, kendi adına açılmış banka hesabının kullanılmasına izin vermekte; hesaba giren para üzerinde fiilî tasarruf çoğu zaman hesabı kullanan kişiye bırakılmaktadır. Bu tür hesaplar, özellikle: dolandırıcılık, nitelikli dolandırıcılık, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen suçlar gibi fiillerde, paranın izini kaybettirmek veya suç gelirini meşru bir görünüm altına sokmak amacıyla kullanılmaktadır.
Özellikle: ekonomik zorluk içindeki gençlerin, öğrencilerin ve düşük gelirli kişilerin cüzi komisyonlar karşılığında hesaplarını organize suç gruplarına verdikleri görülmektedir. Mağdur edildikleri bile düşünülebilen bu kişiler şüpheli/sanık olarak dosyalarda yer almakta ciddi cezalarla karşı karşıya kalmaktadır. Banka hesabını komisyon/kira karşılığı verenlerin çok cüzi ücretler aldıkları, hatta bazılarının hiç ücret alamadığı, aynı suç şebekeleri tarafından dolandırıldıkları görülmektedir.
Uygulamada en çok tartışılan hususlardan biri, hesap sahibinin kastının bulunup bulunmadığıdır. “Ben paranın nereden geldiğini bilmiyordum”, ‘‘Hesabımı kullanan kişi e-ticaret yapıp bana kardan pay verecekti’’ veya “Sadece hesabımı verdim” şeklindeki savunmalar, tek başına sorumluluğu ortadan kaldırmamaktadır. Özellikle; Komisyon alınması, hesabın kısa süre içinde yoğun para trafiğine konu edilmesi, hesap sahibinin ekonomik durumu ile işlem hacmi arasındaki uyumsuzluk gibi hususlar, olası kastın varlığı yönünde değerlendirilebilmektedir. Ceza hukuku bakımından, kişinin göz göre göre bir risk alanı yaratması ve bu riskin gerçekleşmesini kabullenmesi, sorumluluğun tesisine yeterli görülebilmektedir.
Banka hesabını komisyon karşılığı kullandırma fiili, basit bir “hesap verme” eylemi olarak görülmemekte; ceza hukuku bakımından doğurabileceği sonuçlar dikkatle değerlendirilmektedir. Özellikle ekonomik sıkıntı, güven ilişkisi ya da bilgisizlik gerekçeleriyle yapılan bu tür davranışlar, kişiyi ağır ceza yaptırımlarıyla karşı karşıya bırakabilmektedir. Bu nedenle hem bireylerin hem de uygulayıcıların, banka hesaplarının kullanımına ilişkin hukuki sınırları net biçimde bilmesi ve her somut olayda ceza sorumluluğunu doğrudan etkileyen unsurları titizlikle irdelemesi gerekmektedir.
Banka hesabını komisyon/kira karşılığı kullandırma fiili, Türk Ceza Kanunu’nda bağımsız bir suç tipi olarak açıkça düzenlenmiş değildir. Somut olayın özelliklerine göre, farklı suç tipleri kapsamında değerlendirme yapılabilmektedir. Yargı uygulamasında özellikle, hesabın kısa sürede yüksek miktarlı para transferlerine konu edilmesi, hesabın açılış amacına aykırı kullanılması ve komisyon alınması gibi olgular, kastın varlığına işaret eden önemli emareler olarak kabul edilmektedir. Dosyaların ekseriyetinde ise banka hesabını kullandıran kişinin müşterek fail olduğu kabul edilerek cezalandırma yoluna gidilmektedir. İstatistiki veriler toplanırsa anlatılan konu nedeniyle binlerce........
