KOLLUKLA YAPILAN HER KONUŞMA İFADE MİDİR? “SOHBET”, ”MÜLAKAT”, ”ÖN GÖRÜŞME” ADI ALTINDA ALINAN BEYANLAR VE KENDİLİĞİNDEN ANLATIMIN SINIRI
“İfadeni sonra alacağız. Şimdi biraz konuşalım.”
Şüpheliye böyle denildikten sonra olayın nasıl gerçekleştiği, kimlerle birlikte olduğu, ,olayı nasıl gerçekleştirdiği, uyuşturucuyu kimden aldığı veya parayı kime verdiği gibi sorular soruluyorsa ortada sıradan bir konuşma yoktur. Çünkü kolluk, suç hakkında bilgi almakta, kişinin söylediklerinden delil elde etmeye çalışmaktadır. Bu işlemin adını sohbet, mülakat ya da ön görüşme koymak, yapılan işi değiştirmez.
Ceza muhakemesinde bir işlemin hukuka uygun olup olmadığı belgenin başlığına bakılarak belirlenemez. Şüpheliden suçla ilgili açıklama isteniyorsa, ifade almaya ilişkin kurallara uyulması gerekir. CMK'nın 147 ve 148. maddeleri bunun için vardır. Hakları hatırlatmadan kişiyi konuşturup söylediklerini bir tutanağa yazmak, ardından da “İfade almadık, kendisi anlattı” demekle bu kuralların dışına çıkılamaz.
Ancak mesele burada bitmiyor. Kolluğun soru sorarak aldığı cevaplarla, kişinin gerçekten kendiliğinden anlattıklarını aynı kabul etmek de doğru değildir. Uygulamada asıl güçlük, bu ikisini birbirinden ayırabilmekte yatmaktadır.
Somut bir dava üzerinden konuya bakış
Ağır ceza mahkemesinde görülen bir davada bu ayrımdan hareket edilmiş ve dava sonuçlandırılmıştır.
Karara konu olayda; annesini boğarak öldüren çocuk, ekip aracına alındıktan sonra kolluk görevlilerince kendisine herhangi bir soru yöneltilmeksizin olayı anlatmaya başlamış, Kurtlar Vadisi dizisindeki bir sahneden etkilendiğini ve annesini bu sahnede gösterilen yöntemle boğduğunu söylemiştir. Kolluk görevlileri, çocuğun açıklamalarını Cumhuriyet savcısına bildirmiş ve savcının talimatı üzerine bu açıklamaları tutanağa bağlamışlardır.
Çocuk, Cumhuriyet savcılığında, sorguda ve ağır ceza mahkemesinde susma hakkını kullanmıştır.
Tutanağı imzalayan kolluk görevlileri mahkemede tanık olarak dinlenmişler, “kendilerinin çocuğa herhangi bir soru yöneltilmeden çocuğun yaptığı açıklamaları Cumhuriyet savcısının talimatıyla tutanağa bağladıklarını” ifade etmişlerdir.
Mahkeme; tutanak içeriğini, görevlilerin bu içeriği doğrulayan beyanlarını ve tutanakta çocuğa atfen aktarılan anlatımın Kurtlar Vadisi dizisindeki boğarak öldürme sahnesiyle örtüşmesini dikkate alarak oy çokluğuyla mahkûmiyet kararı vermiştir. Karşı oy gerekçesinde, kolluk tutanağının hukuka uygun delil niteliği taşımadığı ve bunun dışında mahkûmiyete yeterli başka bir delil bulunmadığı belirtilerek çocuğun beraatine karar verilmesi gerektiği savunulmuştur. Mahkûmiyet hükmü, Yargıtay tarafından onanmıştır.
Bu olayda üzerinde durulan husus ilk anlatımın nasıl gerçekleştiğidir. Polis bir soru sormamış, çocuğu konuşmaya yöneltmemiş, çocuk, görevlilerin herhangi bir müdahalesi olmadan olayı anlatmaya başlamıştır. Anlatımındaki Kurtlar Vadisi ayrıntısının da doğru olduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan bir cümlenin kendiliğinden söylenmesi, görüşmenin tamamını kendiliğinden hukuka uygun yapmaz. Örneğin bir kişi karakola gelerek, kendisine hiçbir soru sorulmadan birini öldürdüğünü ve silahı nerede bıraktığını anlatabilir. Böyle bir açıklamayı duyan polisin, söylenenleri tutanağa geçirmesi tek başına usulsüz ifade olarak kabul edilemez. Çünkü kolluk, o beyanı elde etmek için kişiye soru sormamış veya onu konuşmaya yöneltmemiştir. Ancak devamı sürecin kanuni ifade alma usulünün yerine geçmesine de izin verilmemesi kanaatindeyiz.
Kişi, gelerek kolluk görevlilerine, “Ben yaptım” demiş olabilir. Bundan sonra “Nasıl yaptın?”, “Kim yardım etti?”, “Ne zamandır planlıyordun?” gibi sorular sorulmaya başlanıyorsa artık ilk cümleden farklı bir aşamaya geçilmiştir. Başlangıçtaki bir cümlelik açıklamadan sonra diğer bütün cevapların da kendiliğinden verildiği söylenemez. Kolluğun hangi noktada dinlemekten çıkıp soru sormaya başladığı önem taşır.
Ceza Genel Kurulu kararlarındaki önemli ayrıntılar
1-CGK’nın 25.01.2022, 2019/578 E., 2022/52 K. saylı kararı
Olayda sanık, incelemeye konu öldürme suçundan dolayı yakalanmış değildir. Başka suçlardan hakkındaki yakalama emirleri nedeniyle yakalanarak karakola getirilmiştir. Kollukla temas sırasında, o ana kadar kendisinin faili olduğunun bilinmediği bir öldürme olayı ve başka suçlar hakkında açıklamalarda bulunmuştur. Bu açıklamalar tutanağa geçirilmiştir. Sanığın müdafi bulunmadığı gibi CMK 147'deki hakları da bu açıklamalar öncesinde usulünce hatırlatılmamıştır; ayrıca sanık daha sonra bu beyanlarını hâkim veya mahkeme önünde doğrulamamıştır.
Sorun tam olarak şudur: Bu açıklamalar CMK 147 kapsamında bir “kolluk ifadesi” midir, yoksa sanığın kendiliğinden yaptığı ve ifade alma usulüne tabi olmayan bir açıklama mıdır?
CGK önce çok önemli bir ayrım yapıyor: “Devletin şüphelendiği kişiye, bu suç ile ilgili soru sorması ‘ifade almadır’. Devletin şüphelenmediği kişiye soru sorması ise ‘bilgi toplama’dır.”
CGK çoğunluğu, sanığın kolluk tarafından işlendiği henüz bilinmeyen bir suça ilişkin kendi özgür iradesiyle açıklamada bulunmasını, CMK 147 anlamında ifade alma olarak görmemiş, açıklamanın tutanağa geçirilmesini kolluğun adli görevleri kapsamında değerlendirmiş, söz konusu tutanağın “yasak sorgu” kapsamında olmadığını ve sanık aleyhine delil olarak kullanılabileceğini kabul etmiştir.
Üstelik olayda kendiliğinden açıklamanın yanında maddi deliller de bulunmaktadır: Öldürmede kullanıldığı değerlendirilen araçtan elde edilen yedi sigara izmaritinden altısının sanığın genotipiyle uyumlu olması, araçtaki şarjör ve mermiler, olay yerindeki kovan ve çekirdekler ile diğer deliller birlikte değerlendirilerek mahkûmiyet sonucu korunmuştur.
Fakat çok önemli bir karşı oy da vardır. Kararın akademik açıdan en........
