menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hibrit Kopuş Savunması Perspektifinden Ceza Muhakemesinde Hindsight Bias

26 0
19.04.2026

“Karar verildikten sonra herkes geçmişi daha açık görür; fakat adalet, geçmişi sonucun ışığında değil, karar anının sisinde değerlendirmeyi gerektirir.”

Hindsight bias, bir olayın sonucu öğrenildikten sonra, o sonucun geçmişte gerçekte olduğundan daha öngörülebilir, daha beklenebilir ve daha açık göründüğü bilişsel yanlılıktır. Psikoloji ve hukuk alanındaki çalışmalar, bu yanılgının yalnızca sıradan kişilerde değil, hâkimler ve diğer hukuk aktörlerinde de etkili olabildiğini göstermektedir.

Ceza muhakemesinde hindsight bias, özellikle soruşturma ve kovuşturma evrelerinde, sanığın davranışlarının sonucun bilgisiyle yeniden yorumlanmasına yol açar. Bir ölüm, yaralama, dolandırıcılık, örgütsel ilişki ya da ihmali davranış gerçekleştiğinde; mahkeme, savcı ve hatta kamuoyu, olay öncesi belirsizlik alanını unutup geçmiş işaretleri olduğundan daha belirgin sayma eğilimine girebilir. Böylece “sonradan bilinen”, “önceden bilinmesi gereken”e dönüşür. Bu da kusur, öngörülebilirlik, kast, taksir, ihmal, dikkat yükümlülüğü ve makul şüphe değerlendirmelerini bozar.

Bu makalede hindsight bias, Hibrit Kopuş Savunması perspektifinden ele alınmaktadır. Çalışmanın temel iddiası şudur: hindsight bias, ceza muhakemesinde yalnızca teorik bir bilişsel sorun değil; savunmanın stratejik konumlanmasını doğrudan belirleyen pratik bir yargılama kusurudur. Bu nedenle savunma, her olayda aynı yoğunlukta itiraz etmek yerine, dosyanın yapısına ve hâkimin zihinsel yerleşimine göre dereceli bir karşı-strateji kurmalıdır. Tam uyumdan radikal kopuşa kadar uzanan Hibrit Kopuş Savunması modeli, hindsight bias’a karşı hem dilsel hem yapısal hem de usulî müdahale imkânı sunar.

Ceza muhakemesi normatif olarak geçmişte gerçekleşmiş bir olayın, hukuka uygun usullerle ve çelişmeli tartışma içinde aydınlatılmasını amaçlar. Ancak gerçek yargılama pratiği çoğu zaman bu ideal modele tam olarak uymaz. Hâkim, savcı, kolluk ve hatta müdafi, olayı çoğu kez “olmuş bitmiş” bir sonucun ardından değerlendirir. İşte bu noktada ciddi bir bilişsel tehlike ortaya çıkar: sonucun bilgisi, geçmişe ilişkin değerlendirmeyi işgal eder. Hindsight bias tam da bu işgalin adıdır. Bir olayın sonucu bilindikten sonra, insanlar o sonucun baştan beri görülebilir olduğunu düşünme eğilimindedir. Literatürde bu, bazen “Bunu en başından beri biliyordum.” etkisi olarak da anlatılır. Hukuk alanındaki araştırmalar, bu yanlılığın özellikle sonradan yapılan kusur, öngörülebilirlik ve nedensellik değerlendirmelerinde güçlü biçimde ortaya çıktığını göstermektedir. Üstelik deneysel çalışmalar, hâkimlerin de bu tür bilişsel etkilerden tamamen muaf olmadığını ortaya koymuştur.

Ceza muhakemesinde bu yanlılığın etkisi çok daha tehlikelidir. Çünkü ceza yargılamasında mesele sadece bir zararın tazmini değil; kişinin özgürlüğü, itibarı ve bazen tüm yaşamıdır. Hindsight bias yüzünden mahkeme, sanığın olay anındaki bilgi sınırlarını değil, sonradan ortaya çıkan tabloyu esas alabilir. Böylece örneğin bir ölüm sonucunda, önceden dağınık ve belirsiz olan risk işaretleri sonradan “apaçık alarm” gibi okunabilir. Bir örgüt dosyasında, sonradan suç örgütü sayılan yapıyla teması olan eylemler, geçmişteki hukuki anlamlarından koparılarak yeniden yorumlanabilir. Bir ihmali suçta, olay öncesi seçenek çeşitliliği unutulup tek doğru davranış sanki baştan beri zorunluymuş gibi varsayılabilir.

Bu nedenle hindsight bias, yalnızca karar psikolojisinin bir alt başlığı değildir. O, savunmanın karşısında duran görünmez bir yeniden kurma........

© Hukuki Haber