CMR KONVANSİYONU KAPSAMINDA TAŞIYICININ SORUMLULUKTAN KURTULMASINDA ÖZEL SEBEPLER
CMR m.17/4, taşıyıcının sorumluluğunu ortadan kaldıran altı özel hâli düzenlemektedir. Bu hâllerin ortak yönü, olayların olağan akışı içinde, gerekli tüm dikkat ve özeni göstermesine rağmen basiretli bir taşıyıcının dahi önleyemeyeceği nitelikte olmalarıdır. Nitekim bu sebepler bakımından kaçınılmazlık asıl olup, taşıyıcının bunlardan kaçınabilmesinin mümkün olduğu durumlar istisnai kabul edilmektedir. Zira anılan özel hâllerde, taşıyıcının müdahale edebilmesi veya tasarrufta bulunabilmesi kural olarak söz konusu değildir.
CMR m.17/2’de öngörülen genel kurtuluş sebepleri; kayıp, hasar ve gecikme hâllerinin tamamında ileri sürülebilirken, CMR m.17/4 kapsamındaki özel sebepler yalnızca eşyanın kaybı ve/veya hasara uğraması durumlarında uygulanabilir; gecikme bakımından bunlara dayanılması mümkün değildir, zira gecikme bu bağlamda özel sebeple sorumluluktan kurtulunabilecek bir zarar türü değildir.
Özel ve genel sorumluluktan kurtulma halleri arasındaki en belirgin fark, taşıyıcının ispat yükümlülüğü hususunda ortaya çıkar. Bilindiği üzere, CMR m. 17/2 çerçevesindeki genel kurtuluş sebeplerine dayanan taşıyıcı; zararı doğuran sebebi, aradaki uygun illiyet bağını ve gerekli tüm tedbirleri aldığını birlikte ve eksiksiz olarak kanıtlamak zorundadır. Ancak m. 17/4’te düzenlenen özel sorumluluktan kurtulma hallerinde taşıyıcının ispat külfeti ciddi anlamda hafifletilmiş ve sadece ilgili durumun varlığını ortaya koyması yeterli görülmüştür. Konvansiyon burada taşıyıcıyı illiyet bağını ispat yükünden muaf tutarak, zararın doğrudan bu özel sebeplerden kaynaklandığını bir karine olarak kabul etmiştir. Dolayısıyla, zararın kaynağının m. 17/4'te sayılan haller olmadığını öne süren hak sahibi, m. 18/2 gereğince iddiasını temellendirmek ve illiyet bağının kurulamayacağını ispat etmekle mükelleftir.
CMR Konvansiyonu’nda 17. maddesinin 4. fıkrası, taşıyıcının ispat külfetini hafifleten ve karineye dayanan özel sorumluluktan kurtulma hallerini tahdidi olarak şu şekilde sayılmıştır:
· Açık Araç Kullanımı: Taşıma operasyonunun, açıkça anlaşıldığı üzere üstü açık ve brandasız taşıtlarla gerçekleştirilmesi.
· Ambalaj Kusurları: Taşınan eşyanın niteliği gereği korunmaya muhtaç olmasına rağmen ambalajsız teslim edilmesi veya mevcut ambalajın yolculuk risklerine karşı kusurlu/yetersiz olması.
· Sevk ve İşlem Hataları: Eşyanın araca yüklenmesi, istiflenmesi yahut araçtan boşaltılması gibi fiziki işlemlerin bizzat gönderen, alıcı veya bu kişiler namına hareket eden şahıslar tarafından ifa edilmesi.
· Eşyanın Doğal Tabiatı (İçsel Riskler): Yükün; paslanma, çürüme, kuruma, fire verme veya kırılma gibi kendi doğal ve içsel niteliklerinden neşet eden kayıp ve hasar risklerine açık olması.
· İşaretlendirme Eksiklikleri: Yük paketlerinin veya kolilerin üzerindeki marka, işaret ya da numaralandırmaların hatalı, eksik veya yetersiz tatbik edilmesi.
· Canlı Hayvan Taşımacılığı: Canlı hayvan nakliyesinin kendi doğasından kaynaklanan ve taşıyıcının olağan özeniyle dahi tamamen bertaraf edilemeyecek özgül riskleri barındırması.
A. Taşımanın Üstü Açık Taşıtla Yapılması
CMR m. 17/4-a uyarınca, ‘‘kullanılmasında anlaşmaya varılmış ve sevk mektubunda açıkça belirtilmiş olduğu üzere, madeni levha ile kaplanmamış açık taşıtlar kullanılması” durumunda taşıyıcının sorumluluğuna gidilemez. Taşıyıcı yükü dış risklerden korumak amacıyla üstü kapalı örtülü taşıt içinde gerçekleştirmekle yükümlüdür. Üstü kapalı örtülü taşıttan kasıt yükü taşıma amacıyla kullanılan kısmının dört yanı örtülü olan araçtır. Doktrinde açık aracın, yalnızca üstü değil yanlarının da açık olmasının yeterli olduğu konusunda fikir birliği vardır; yani taşımaya konu yükün dıştan gelen etkilere açık olması halinde aracın açıklığından söz edilecektir.1
Yükün üstü kapalı bir taşıtla taşınması yükümlülüğü, elverişli araçla taşınması borcunun doğal bir uzantısı olarak değerlendirilebilir. Aksi hâlde, eşyanın yağmur gibi dış etkenlerden zarar görmesi ya da taşıma sırasında parçalarının düşmesi ihtimali ortaya çıkar. Bu çerçevede, CMR m. 17/4-a’da öngörülen özel kurtuluş sebeplerinin amacı; bu tür olası sakıncaları bilerek üstü açık araçla taşımaya rıza gösteren hak sahibinin iradesi karşısında, taşıyıcının sorumluluğunu sınırlandırmaktır.
Bununla birlikte, taşıyıcının üstü açık taşıtla taşıma yapabilmesi, taraflar arasında bu hususta açık bir anlaşmanın bulunmasına ve bu anlaşmanın sevk mektubunda açıkça yer almasına bağlıdır. Zira yalnızca sözlü bir mutabakat yeterli görülmemekte; söz konusu irade beyanının yazılı olarak sevk mektubuna geçirilmesi zorunlu kabul edilmektedir.
CMR m. 17/4-a hükmü, m. 18/3 ile birlikte ele alınmalıdır. Zira m. 18/3 uyarınca, olağan dışı bir eksilme yahut sandık veya paketlerin kaybı söz konusu olduğunda, kayıp ya da hasarın CMR m. 17/4-a’da öngörülen açık taşıt kullanımından kaynaklandığı yönündeki karine dayanılmaz. Başka bir ifadeyle, taşımanın üstü açık araçla yapılmış olması, her durumda taşıyıcıya CMR m. 17/4-a’ya dayanarak sorumluluktan kurtulma imkânı tanımaz. Nitekim, taşınan eşyanın bütününe ilişkin bir kayıp meydana gelmişse, bunun açık taşıt kullanımına bağlanması mümkün değildir. Buna karşılık, parçalardan oluşan bir yükte yalnızca belirli bir kısmın kaybı veya hasarı söz konusuysa, uygun şartlar altında bu özel kurtuluş sebebine dayanılabilir. Örneğin, birden fazla paketten oluşan bir gönderide paketlerden birinin tamamen kaybolması hâlinde CMR m. 17/4-a’ya başvurulamaz; ancak paketin açılması ve açık taşıma nedeniyle içeriğin bir kısmının zarar görmesi durumunda, anılan hüküm kapsamında değerlendirme yapılabilir. Bu yönüyle CMR m. 18/3, m. 17/4-a’da düzenlenen özel sorumsuzluk hâlinin kötüye kullanılmasını engellemeye ve hak sahibinin korunmasına hizmet etmektedir.
B. Taşımaya Konu Yükün Ambalajsız Ya Da Kötü Ambalajlı Taşınması
CMR m. 17/4-b uyarınca ‘‘ambalajlanmadıkları veya kötü ambalajlandıkları zaman, özellikleri gereği fire veren veya hasara uğrayan malların ambalajlanmaması veya hatalı ambalajlanmış olması halinde’’ taşıyıcının sorumluluğuna gidilemez.
CMR m. 10, eşyanın ambalajlanmasına ilişkin yükümlülüğü gönderene yüklemektedir. Buna hükme göre gönderen, yükün kusurlu biçimde ambalajlanmasından doğan ve üçüncü kişilere, taşıma araç ve ekipmanına veya diğer yüklere verilen zararlar ile bu nedenle ortaya çıkan giderlerden dolayı taşıyıcıya karşı sorumludur. Bununla birlikte, ambalajdaki ayıp yükün kabulü sırasında açıkça fark edilebilir nitelikte olup taşıyıcı tarafından bilinmesine rağmen bu hususta herhangi bir çekince ileri sürülmemişse, anılan sorumluluk hükmüne dayanılması mümkün değildir. Gönderen, yükün taşıma esnasında dış etkenlere karşı kaybı ve hasara uğraması olasılıklarını önleyecek şekilde yükü ambalajlamakla mükelleftir.2 Nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 1.12.2014 Tarih, 2014/12084 Esas, 2014/18648 Karar Sayılı kararında;
‘‘Mahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; somut olayda hasarın yükün yetersiz ambalajlanmasından kaynaklandığı, ambalajlamanın gönderenin sorumluluğunda bulunduğu, CMR'nın 17/4-b hükmü uyarınca bu durumda meydana gelen hasardan taşıyıcının sorumlu olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.’’ şeklinde hüküm kurulmuş; Daire, temyiz başvurularını reddederek ilk derece mahkemesi kararını onamıştır. Bu doğrultuda, taşıma sırasında eşyanın dış etkenlere karşı korunamaması nedeniyle meydana gelen kayıp veya hasar hâllerinde, uygun ambalajlama yükümlülüğünü........
