ZİNCİRLEME SUÇ UYGULAMALARI
Zincirleme suç kavramı TCK’nın 43. maddesinde şöyle düzenlenmektedir: (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır. Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da bu fıkra hükmü uygulanır. (2) Aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da, birinci fıkra hükmü uygulanır. (3) Kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçlarında bu madde hükümleri uygulanmaz
Zincirleme suç aynı neviden suçların çokluğu anlamına gelmekte olup yasa koyucu kasten öldürme, kasten yaralama, işkence ve yağma suçları istisna olmak üzene TCK’nın 43. maddesinin birinci fıkrasında aynı mağdura yönelik aynı suçun değişik zamanlarda işlenmesi halini zincirleme suç kapsamına almak suretiyle sanığa verilecek cezalarda suç sayısınca değil, belli oranlarda artırım yapılması esasını benimsemektedir. Aynı kapsamda olma üzere TCK’nın 43. maddesinin ikinci fıkrasında ise aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda da zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağını kabul etmiştir.
Zincirleme suç hâlinde aynı suçun birden fazla işlenmiş olması söz konusudur. Ancak, bu suçlar, aynı suç işleme kararı kapsamında işlenmektedirler, yani, bu suçlar arasında sübjektif bir bağ bulunmaktadır. Bu nedenle, kişiye bu suçların her birinden dolayı ayrı ayrı değil, bir ceza verilmekte ancak cezanın miktarı artırılmaktadır[1].
Bir suçun aynı suç işleme kararı kapsamında olsa da değişik kişilere karşı birden fazla işlenmesi hâlinde, zincirleme suç hükümleri uygulanamaz. Buna göre, örneğin, bir otoparkta bulunan otomobillerin camları kırılarak radyo teyplerin çalınması durumunda, her bir kişiye ait otomobildeki hırsızlık, bağımsız bir suç olma özelliğini korur ve olayda cezaların içtimaı hükümleri uygulanır[2].
Zincirleme suçların aynı mağdura yönelik işlenmesi halinde iddianame düzenleninceye kadar eylem tek suç kabul edilmekte olup iddianame düzenlendikten sonra aynı mağdura yönelik olarak aynı suçun tekrar işlenmesi hali artık zincirleme suç kapsamından çıkarak ayrı bir suç oluşturacaktır. Zincirleme suç halinde tüm suçların ortaya konulması şart olup suç yerlerinin birbirinden farklı olması zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasını engelleyemeyecektir.
Zincirleme suç mütemadi yani kesintisiz suçtan farlı olup zincirleme suçta birden fazla suç işlenirken, mütemadi suçta tek bir suç işlenir ancak netice belirli bir süre devam eder[3]. Kesintisiz suç, neticenin devam ettiği suç oluşturan hukuka aykırılığı içermektedir. Örneğin TCK'nın 109. maddesinde düzenlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda hürriyetten yoksunluk hali devam etmekte olup suç tarihi kesintinin sona erdiği tarihtir.
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, mağdurun özgürlüğünün kısıtlanmasıyla tamamlanmış olmakla birlikte mağdurun bırakılmasıyla sona erer; bu süre zarfında suç işlenmeye devam eder[4].
Zincirleme suç itiyadi suçtan da farklı olup itiyadi suç için suçların tekrarlanması gerekir. Zincirleme suçta her bir suç birbirinden bağımsız olup tekrar işlenen bir suç hali bulunmamaktadır[5]. İtiyadi suç deyiminden; kasıtlı bir suçun temel şeklinin ya da daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerinin bir yıl içinde ve farklı zamanlarda ikiden fazla işlenmesi hali anlaşılmaktadır.
Zincirleme suç tekerrürden de farlı olup hüküm kesinleştikten sonra aynı suç veya farklı yeni bir suç işlenirse zincirleme suç değil, tekerrür hali bulunmaktadır[6].
Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması için aynı suç işleme kararı kapsamında hareket edilmesi gerekir. Ancak bu aynı suç işleme karanının tespitinin objektif olarak değerlendirilmesi gerekir.
Bir suç işleme kararı yapısı gereği kasttan farklıdır. Kast, bir suçun maddi unsurlarının bilinmesi ve istenmesidir. Oysa zincirleme suçu oluşturan her bir suçun ayrı bir kast ile işlenmesi gerekmektedir. Dolayısıyla bir zincirleme suçta birden çok fiil ve bu fiillere ait birden çok kast bulunmaktadır. Buna karşın her zincirleme suçta tek bir suç işleme kararı bulunmaktadır. Bir suç işleme kararı, kastı da içine alan, failin hareketleri arasındaki bağlantıyı sağlayan genel bir sübjektif unsurdur. Zincirleme suçu oluşturan fiiller sübjektif unsur sayesinde birbirinin devamı şeklinde görünmektedir[7].
Zincirleme suçun varlığı açısından işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği yönünde kural düzeyinde bir hüküm koyma ihtimali bulunmamaktadır. Önemli olan husus, suçlar hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suçun başlangıçta verilen aynı suç işleme kararı kapsamında olup olmadığına göre zincirleme suç meydana gelecektir[8].
Zincirleme suçta birden çok suç ve dolayısıyla bu suçlara ilişkin olarak failin münferit kastları olduğundan, zincirleme suçta yenilenen kastlar söz konusudur. Birden fazla suçun işlendiği her halde doğal olarak yenilenen kast vardır. Zincirleme suçun oluşmasına yenilenen kast değil ancak yenilenen karar engel olabilir. Bu açıdan yenilenen kast ile yenilenen karar birbirine karıştırılmamalıdır. Müteselsilen işlenen suçlarda sorun, kararın yenilenip yenilenmediği yani işlenen suçlar arasında failin başka bir karar verip vermediğidir[9].
Adil yargılanma hakkı kapsamında maddi gerçeğin ortaya konulması açısından zincirleme suç işlendiği yönündeki iddia ve savunmaların talep üzerine ve/veya mahkemece re’sen araştırılması gerekir. Yargılama dosyalardaki eylemlerin aynı mağdura yönelik olarak değişik tarihlerde işlenen aynı suç kapsamında olup olmadığı, suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesi kapsamında zincirleme suç oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından dosyaların incelenmesi, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma ihtimalinin olduğu hallerde dosyaların birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir.
Zincirleme suç hükümleri uygulanırken her suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının tüm yönleriyle araştırılması gerekir. Zincirleme suça konu ikinci suçun unsurlarının oluşmaması halinde zincirleme suç hükümleri uygulanamaz. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir;” 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 119/4. maddesinin "Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur." açık, amir hükmüne aykırı olarak sanığın iş yerindeki aramanın, o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaksızın yapılması nedeniyle icrası bakımından hukuka aykırı ve bu arama işlemi sırasında ele geçirilen suça konu eşyanın hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş yasak delil niteliğinde olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 217. maddesinde hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceğinin hüküm altına alındığı, anılan Kanun'un 206/2-a bendinde de ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağı belirtilmek suretiyle hukuka uygun elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınamayacağının açıkça düzenlenmiş olması, aksi yönde bir uygulamanın izah edilen gerekçelerle Anayasa'nın 38/2, 5271 sayılı Kanun'un 206/2-a, 217/2, 230/1. madde ve fıkralarına aykırı olacağının anlaşılması karşısında; sanığın iş yerindeki arama işleminin ve bu işlem sonucunda elde edilen delillerin hukuka aykırı olarak elde edildiğinin kabulünün gerektiği gözetilmeden, sanığın 12.07.2013 tarihli eylemden beraatı yerine, birleşen dosyadaki sanığın sübuta eren 19.08.2013 tarihli eylemle birlikte 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması suretiyle hüküm tesisi, hukuka aykırılık bulunmuştur”[10].
Eylemlerinin tek suç mu, iki ayrı suç mu veya zincirleme suç mu olup olmadığının tespitinden sonra, sanığın hukukî durumunun belirlenmesi şarttır. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir;” Dosya ve UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede; sanık hakkında 12.05.2017 tarihli uyuşturucu madde ticareti yapma eyleminden dolayı 07.06.2017 tarihli iddianame ile temyiz incelemesine konu davanın açıldığı; sanığın 12.05.2017 tarihinde işlediği başka bir uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan dolayı 21.07.2017 tarihli iddianame ile dava açıldığı ve Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesinin .. esas sırasında derdest olduğu görülmüş olup, her iki dosyanın suç tarihleri dikkate alındığında; belirtilen davaların birleştirilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilip, eylemlerinin tek suç, iki ayrı suç ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra, sanığın hukukî durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde eksik araştırma ile hüküm kurulması hukuka aykırı görülmüştür”[11]. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir diğer kararında da şöyle denilmektedir;” Zincirleme suça ilişkin 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanabilmesi için cezalandırılabilir nitelikte birden fazla eylemin bulunması gerektiği, olay tutanağı içeriğine göre sanığın 12.07.2015 tarihli eylemi sabit ise de; 07.08.2015 tarihinde tanık U..'a uyuşturucu madde sattığına ilişkin kesin ve yeterli delil bulunmadığı halde sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinde öngörülen "zincirleme suç" hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, kanuna aykırı, sanık ve müdafisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, tebliğname'ye uygun olarak hükmün bozulmasına, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 18.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi[12]”.
Zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkin değerlendirmenin titizlikle yapılması şarttır. Aynı mağdura yönelik aynı suçun farklı tarihlerde işlenip işlenmediğinin atılı suçların tüm unsurları üzerinden inceleme konusu yapılması gerekir. Nitekim Yargıtay’ın aynı doğrultudaki bir kararında şöyle denilmektedir;” Sanığın, mahkemece mahkumiyete kabul edilen paylaşımlardan yalnızca 24.08.2017 tarihli paylaşımda geçen sözlerin hakaret suçunu oluşturduğunun anlaşılması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının gerçekleşmediği gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca cezasında artırım yapılarak fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı........
