Kamulaştırma Davaları (İdari Yargı – Adli Yargı Ayrımı, Uygulama Sorunları, İçtihat ve Doktrin Çerçevesinde İnceleme)
1. Giriş: Kamulaştırma Davalarının “Çift Yargı Kolu” Üzerinden Kurulması
Kamulaştırma, devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin, kamu yararı amacıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmazlara müdahale ederek mülkiyeti bedel karşılığı devralmasını sağlayan, doğrudan mülkiyet hakkına temas eden bir kurumdur. Türkiye’de kamulaştırma rejimi, Anayasa m.46 ile güvenceye alınmış; usul ve esaslar ise 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu ile detaylandırılmıştır.
Kamulaştırma uyuşmazlıklarının karakteristik özelliği, yargısal denetimin “tek bir dava/tek bir yargı kolu” içinde toplanmamış olmasıdır. Kamulaştırmanın bir yönüyle idari işlem niteliği taşıması (kamu yararı kararı, kamulaştırma kararı, yetki, usul, sebep, maksat denetimi) idari yargıyı; diğer yönüyle mülkiyetin bedel karşılığı devri, tescil ve bedel tespiti gibi sonuçlar doğurması adli yargıyı sistemin merkezine yerleştirir. Bu karma model, teorik olarak “uzmanlık ve fonksiyon ayrımı” sunsa da uygulamada zaman zaman hak arama özgürlüğü ve mülkiyet hakkının etkin korunması bakımından gerilimler üretir.
Bu çalışmada, kamulaştırma davaları; (i) idari yargı boyutu, (ii) adli yargı boyutu, (iii) bekletici mesele ve eşgüdüm problemleri, (iv) güncel içtihat eğilimleri ve (v) doktrindeki tartışmalar üzerinden sistematik biçimde incelenecektir. Ayrıca bu sürümde, önceki metne ek olarak, “uygulamada dikkat edilmesi gereken kritik noktalar ve kontrol listeleri” ayrı bir bölümde toplanmıştır.
2. Kamulaştırmanın İdari Aşaması ve İdari Yargıda Dava Konuları
2.1. Kamulaştırma İşleminin İdari İşlem Niteliği
Kamulaştırma süreci idare bakımından “kamu gücüne dayalı” ve tek yanlıdır. Kamu yararı kararı alınması, kamulaştırma kararının verilmesi, taşınmazın belirlenmesi, şerh işlemleri ve satın alma usulünün işletilmesi gibi safhalar idarenin kamu gücü ayrıcalıkları içinde yer alır. Bu işlemler, hukuka uygunluk denetimine elverişli oldukları ölçüde idari yargının iptal denetimine konu olur.
İdari yargı denetiminin kapsamı, 2577 sayılı İYUK m.2’nin çizdiği sınırlar içindedir: idari yargı yerindelik denetimi yapamaz; yalnızca yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurlarından hukuka uygunluğu inceler.
2.2. İdari Yargıda Açılan Başlıca Davalar
Kamulaştırmada idari yargı boyutu pratikte ağırlıkla “iptal davası” şeklinde görünür. Tipik dava konuları:
• Kamu yararı kararının hukuka aykırılığı,
• Kamulaştırma kararının yetki/amaç yönünden sakatlığı,
• Kamulaştırmanın ölçülülük ve gereklilik yönünden tartışılması,
• Usul eksiklikleri (tebligat, araştırma, satın alma usulünün gereği gibi denenmemesi gibi) ve şekil sakatlıkları.
Kamulaştırmanın iptali istemi, malikin temel hedefi bakımından “mülkiyetin korunması” ile yakından ilişkilidir. Ancak iptal davası sürerken, idarenin aynı taşınmaz için adli yargıda bedel tespiti ve tescil davası açabilmesi; iki yargı kolu arasında eşzamanlı ilerleyen süreçler yaratır.
3. Kamulaştırmanın Adli Aşaması: Bedel Tespiti ve Tescil Davası (Asliye Hukuk)
3.1. Davanın Niteliği ve Amaç
2942 sayılı Kanun m.10, satın alma usulü ile sonuç alınamazsa idarenin taşınmazın bulunduğu yer Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak:
• kamulaştırma bedelinin tespitini,
• bedelin ödenmesi karşılığında taşınmazın idare adına tescilini
Bu dava, yalnızca parasal bir uyuşmazlık değildir; aynı zamanda tescil hükmüyle mülkiyetin idareye geçmesini sağlayan “sonuç doğurucu” bir yargılama türüdür. Bu nedenle adli yargıdaki süreç, kamulaştırmanın fiilen tamamlanmasında merkezi rol oynar.
3.2. Tescil Hükmünün Kesinliği – Bedel Yönünden Kanun Yolu
Kanun m.10’da yer alan düzenleme gereği tescil hükmü kesin nitelikte kurulabilmekte; buna karşılık “bedele ilişkin” kanun yolu hakları saklı tutulmaktadır. Bu yapı, uygulamada şu tartışmayı doğurur: “Tescil kesinleşiyor ama iptal davası devam ediyorsa ne olacak?” İşte bu noktada bekletici mesele ve yürütmenin durdurulması kurumları kilit hale gelir.
Burada ayrıca güncel bir “normatif kırılma” not edilmelidir: 2942 sayılı Kanun m.10’daki belirli bir fıkra (metinde “ondördüncü fıkra” olarak işaretlenen kısım) Anayasa Mahkemesi’nin 25/12/2024 tarihli E.2024/101, K.2024/232 sayılı kararı ile iptal edilmiştir. Bu iptal, özellikle iki yargı kolu arasındaki koordinasyon sorununun anayasal düzlemde tartışılmasının pratik önemini artırmıştır.
4. Görev Ayrımı: “İdari İşlem – Bedel/Tapu” Ayrımının İçtihattaki Karşılığı
Karma sistemin hukuki temeli, içtihatta açık biçimde görülür:
• Uyuşmazlık Mahkemesi, kamulaştırma bedeli ve bedele ilişkin itirazların adli yargıda görülmesini, kanun koyucunun açık tercihi olarak vurgular.
• Danıştay, kamulaştırma işlemlerinin idari işlem niteliğini ve idari uyuşmazlıkların kural olarak idari yargıda çözülmesi gerektiğini; ancak tapu siciline ilişkin tescil/terkin gibi alanların adli yargı görevinde kaldığını belirtir.
Bu yaklaşım, “kamulaştırma işleminin hukuka uygunluğu” ile “kamulaştırma bedeli/tescil” uyuşmazlıklarını sistematik biçimde ayırır; fakat iki........
