Mehter, F-35 ve NATO Masası 9 Temmuz 2026
NATO Zirvesi, Türkiye açısından yalnızca bir ittifak toplantısı değildi.
Washington ile savunma dosyalarının yeniden masaya geldiği bir diplomasi sahnesiydi.
En dikkat çekici başlıklardan biri, yıllardır Türkiye-ABD ilişkilerinin en zor dosyası olan S-400 ve F-35 meselesi oldu.
Erdoğan S-400'e ne olacağı sorusuna manevralarla cevap vermedi.
Soracak cesarette gazeteci çıksada cevabı alacak babayiğit çıkmadı.
Trump'ın son basın toplantısında salonda 700 kişi vardı.
Öyleki güvenlik, salondaki sayı kapasite olan 500 kişiye düşmezse toplantının iptal edileceğini duyurdu.
İletişim de gelen gazetecileri güzel yedirdi içirdi, diş fırçalarına kadar verdi.
Bu arada Zirve konuklarından;
42 yıl önce babasının 12 Eylül darbesi sonrası sığınmacı olarak ülkeden ayrıldığı Ankara'ya;
Hollanda Başbakan Yardımcısı ve savunma bakanı olarak dönen Dilan Yeşilgöz'ü de unutmayalım...
KONGRE ÜYELERİNİN ANKARA MESAJLARI
ABD Kongresi’nden hem Demokrat hem Cumhuriyetçi kanattan temsilciler Ankara’ya geldi.
Bu isimlerin ortak şekilde Türkiye’nin NATO içindeki stratejik rolünü vurguladı...
Demokrat Senatör Jeanne Shaheen, Ankara’da, S-400 konusunun çözülmesi halinde Türkiye’nin yeniden F-35 programına dönmesinin hem Ankara hem Washington için olumlu olabileceğini söyledi.
F-35 sahibi olması değil, dikkatinizi çekerim.
5 uçak ve 5 yılda teslim sözü aktarılıyor. Elbette bu bir süreç.
Shaheen, “Eğer S-400 meselesini ve bunun teknoloji ile F-35’e oluşturduğu tehdidi giderecek kabul edilebilir bir çözüm bulunur... ...ve tüm tarafların üzerinde uzlaşacağı tatmin edici bir anlaşmaya varılırsa, Türkiye’nin yeniden F-35 programına dahil edilmesinin hem Türkiye hem de ABD için olumlu bir gelişme olacağını düşünüyorum” dedi.
Yani daha anlaşmaya varılmadı...
Bu açıklama, Shaheen’in geçmiş pozisyonuna göre dikkat çekici bir değişim.
Daha önce S-400 alımı, CAATSA yaptırımları, F-35 programı ve Türkiye’deki demokrasi tartışmaları konusunda Ankara’ya daha eleştirel yaklaşmaktaydı.
Ankara Zirvesi sırasında bu başlıkları merkeze koymadı.
"TÜRKİYE GEREKLİ BİR MÜTTEFİK"
Cumhuriyetçi Senatör Mike Rounds da, Türkiye’nin NATO içindeki önemine dikkat çekti.
Rounds, “Türkiye NATO’nun önemli katkı sağlayan üyelerinden biri. Avrupa’da Rusya’nın saldırganlığına karşı Türkiye’yi daha da güçlü kılacak imkânları sağlayabilirsek, bundan hepimiz fayda sağlarız. Bu imkânlardan biri de F-35’tir” ifadelerini kullandı.
Rounds, Kongre’deki genel görüş gibi Türkiye’nin S-400 alımının F-35 programıyla uyumsuz olduğu görüşünü destekledi.
Ancak S-400 konusunda Türkiye’ye yaptırım uygulanması için kampanya yürüten veya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı bu konu üzerinden sık sık hedef alan isimlerden biri olmadı.
Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Turner da benzer bir çizgi izledi.
Turner, Türkiye’nin F-35 dosyasına ilişkin Kongre ile paylaşılan bilgilerin “şu ana kadar umut verici göründüğünü” söyledi.
Bu bilgiler S-400 ile ilgili olacağına göre, ben de bunu burda takip etmeye devam edeceğim.
Senatör Lindsey Graham da Türkiye’nin olası F-35 dönüşüne açık olduğunu belirtti.
Ancak Kongre içinde buna yönelik bazı itirazlar olabileceği uyarısını yaptı.
Bu tablo, Washington’da Türkiye’ye yönelik yaklaşımın tamamen değiştiği anlamına gelmiyor.
Irsail ve Yunan lobisi elbette çalışacak.
Ve fakat NATO’nun Rusya karşısında daha güçlü tutulması gerektiği bir dönemde Ankara’nın yeniden stratejik değerinin öne çıktığını gösteriyor.
DOĞU AKDENİZ'DE GAZ REKABETİ: SURİYE, KIBRIS VE YUNANİSTAN
Zirvenin gölgesinde ve başka kulvarlarda Doğu Akdeniz'de enerji dengeleri de önemli bir başlık.
Rusya’nın Ukrayna işgali sonrası Avrupa’nın Rus gazına bağımlılığını azaltmak hedfeleniyor.
Yunanistan ve Kıbrıs üzerinden Avrupa enerji güvenliğinde yeni koridorlar geliştirmeye çalışılıyor.
İsrail’in Leviathan ve Tamar gibi önemli açık deniz doğal gaz sahaları bulunuyor ve Avrupa’ya ihracat için iki ana rota tartışılıyor.
İsrail'de çıkarılıp boru hattıyla Mısır'a, orada LNG'ye çevrilip gemilerle Avrupa hattı na taşınması veya alternatif olarak fikir aşamasında olan İsrail-Kıbrıs-Yunanistan-Avrupa hattı gündemde.
Türkiye ise mevcut boru hattı altyapısı ve Kıbrıs meselesi nedeniyle denklem dışında bırakılamayacağını savunuyor.
İsrail ve Doğu Akdeniz gazının Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması daha ekonomik bir seçenek olabilir.
Ancak Türkiye’nin Suriye’de artan etkisi ve bölgesel rolü, bu projelerin geleceği açısından önemli bir faktör.
Suriye, Doğu Akdeniz ile Türkiye arasında kara bağlantısı sağlayan doğal bir geçiş noktası.
Türkiye zaten Avrupa’ya uzanan büyük enerji altyapısına sahip.
Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşmak, deniz altı uzun boru hatlarından daha ekonomik olabilir
Türkiye ile Yunanistan arasında enerji işbirliği olursa gaz Yunanistan üzerinden Avrupa'ya ilerleyebilir.
Buna alternatif Bulgaristan- Romanya olabilir.
Özellikle Kıbrıs ve Yunanistan’ın, Türkiye’nin güçlü olduğu bir Suriye üzerinden enerji ve altyapı koridorlarına sıcak bakmayacağı;
bu nedenle İsrail merkezli alternatif güzergâhların önem kazanabileceği değerlendiriliyor.
Amerikan LNG’sinin (sıvılaştırılmış doğalgaz) Avrupa’ya ulaştırılması, Chevron’un deniz projeleri ve İsrail-Güney Kıbrıs-Yunanistan hattındaki enerji bağlantıları bu stratejinin parçaları olarak görülüyor.
Yunan başbakanının “Benim ülkem Türkiye tarafından açık bir savaş tehdidi altında” dediğini de ekleyelim.
Yunan devlet haber ajansı ANA-MPA'nın muhabiri Mavi Vatan' doktrini........
