menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Milli Eğitim Akademileri bilimsellikten uzaktır! 20 Ağustos 2026

11 0
20.08.2026

“Eğitim fakültelerinin niteliğini geliştirmek yerine Millî Eğitim Akademisi’ne ve programına bütçe ayrılmasının ekonomik bir yöntem olmadığı kestirilmektedir. Bu nedenle, Millî Eğitim Akademisi ve Hazırlık Eğitimi Programı’nın uygulanmasına ilişkin kararın gözden geçirilmesinin ülkemiz için yararlı olacağı düşünülmektedir.”

Prof. Dr. Gülsen Ünver ile her yönüyle Millî Eğitim Akademisi Hazırlık Eğitimi Programını konuştuk.

Millî Eğitim Akademisi Hazırlık Eğitimi Programı neden oluşturuldu? Bu nedenlerin bilimselliği ve kamuoyu için inandırıcılığı konusunda neler söylersiniz?

Hazırlık Eğitimi Programının, Millî Eğitim Akademisi’nin öğretmenliği kariyer temelli ve sürekli gelişim odaklı bir mesleğe dönüştürme amacı doğrultusunda oluşturulduğu belirtilmektedir. Sorunuzda belirttiğiniz gibi, eğitim programlarında, programın neden hazırlandığının, gerekçelerinin belirtilmesi beklenmektedir. Ancak Millî Eğitim Akademisi Hazırlık Eğitimi Programı’nda gerekçelerin net bir biçimde belirtilmediği görülmektedir. Bununla birlikte, programın genel tanıtımının yapıldığı kısımdan bazı gerekçeler çıkarılabilmektedir. Örneğin, birinci olarak, özellikle yurt dışında, öğretmen eğitimini lisansüstü düzeyde verme eğilimi gerekçe gösterilmektedir. Bu, doğrudur. Ancak lisansüstü eğitim üniversitelerde verilmektedir. Ülkemizin, öğretmen eğitimini lisansüstü düzeyde verme deneyimi vardır: 1998 yılından başlayarak, yaklaşık 15 yıl süren Ortaöğretim Alan Öğretmenliği Tezsiz Yüksek Lisans Programları. Üniversiteler dururken Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) lisansüstü eğitim vermesi gerekli ve anlamlı görünmemektedir. Ayrıca, bir programın, lisans eğitiminden mezun olanlara yönelik hazırlanması, onu lisansüstü program olarak tanımlamak için yeterli görülmemelidir. Millî Eğitim Akademisi Hazırlık Eğitimi Programının, lisansüstü eğitimin omurgası olan araştırma çalışmalarını çok az içerdiği belirlenmektedir. Bu nedenle, bu program ile lisansüstü eğitim verildiğini söylemek güçtür. Bu, ancak bir mesleki gelişim programı olabilir.

İkinci olarak, Hazırlık Eğitimi Programı için öğretmene yüklenen rollerin gerekçe olduğu anlaşılmaktadır. Programda, öğretmene ‘bireyin iç dünyası ile toplumsal gerçeklik arasındaki dengeyi tesis eden bir rehber’ ve ‘bir medeniyeti oluşturan mimar’ gibi mesleğin etki sınırlarını aşan roller tanımlanmaktadır. Bunların, öğretmene başkalarını değiştirme ve dönüştürme sorumluluğu yüklediği düşünülmektedir. Öğretmenlerin başkalarını bu denli etkileme gücünün oldukça sınırlı olduğu belirtilmektedir. Hazırlık Eğitimi Programı’nın öğretmen adaylarına bu özellikleri kazandırması da olanaklı görünmemektedir.

Üçüncü olarak, Türkiye’deki lisans eğitimi programlarındaki öğretmenlik uygulamalarının süresinin uluslararası ortalamanın oldukça altında olması gerekçe gösterilmektedir. Bu, kesinlikle doğrudur. Ancak bunun için ayrı bir kurumda, ayrı bir programa gereksinim olmadığı düşünülmektedir. Aslında, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve MEB arasında öğretmenlik uygulamalarında yaklaşık 30 yıldır geçerli olan bir işbirliği protokolü bulunmaktadır. Bu protokol kapsamındaki YÖK ve MEB’in işbirliği ile öğretmenlik uygulamalarının süresi ve........

© HalkTV