Dört duvarın ötesi: 21. Yüzyıl için yeniden tasarlanmış okul ekosistemi
“Gelecek, önce okulda kurulur; okul ise önce düşünceyle yeniden inşa edilir.”
İstanbul Aydın Üniversitesi, STEM Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Devrim Akgündüz ile yenilikçi okul ekosistemini konuştuk.
Bir okulun gerçek bir öğrenme ekosistemine dönüşebilmesi için mekânlar nasıl yeniden tasarlanmalıdır?
Yenilikçi okul, artık duvarların sınırlarıyla tanımlanmayan; öğrenmenin toprağa, sese, ışığa, mekâna ve deneyime yayıldığı bir ekosistemdir. 21. yüzyılın çocuklarına hitap eden bir okul, sınıf kavramını değiştirir; onu laboratuvarlara, atölyelere, etkinlik odalarına, yeşil koridorlara, oyun alanlarına ve dingin dinlenme köşelerine doğru genişletir. Öğrenme, sınıfta başlayan bir sürecin bahçede devam ettiği, deney tüplerinde canlanıp sahnede yorumlandığı, düşüncelerde olgunlaşıp tasarımlarla ürüne evirilen bir yolculuğa dönüşür. Böyle bir okulda mekân pedagojinin sessiz ortağıdır. Duvarlar engel değil, çerçeve olur; çerçeve ise çocuğun dünyayı kendi elleriyle yeniden biçimlendirdiği bir imkâna dönüşür.
Yenilikçi okul ekosisteminde öğretmenin rolü nasıl dönüşür?
Bu ekosistemde öğretmen, geleneksel kalıplarını çoktan geride bırakmıştır. Artık bilgiyi taşıyan bir robot değil anlamı tasarlayan bir rehberdir. Çocuklara yalnızca bir konuyu öğretmekle kalmaz; onlara deney yapma cesareti, tartışma becerisi, tasarlama güdüsü, drama ve tiyatro yoluyla ifade edebilme özgürlüğü kazandırır.........
