menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

"Eski Türkiye"deki eğitimi tekrar tekrar yad ediyoruz 14 Eylül 2026

35 0
14.09.2026

“Öğretmenlerin kaybettiği her gün öğrencilerimiz de kaybediyor. Öğretmenlerin, öğrencilerin haklarını kaybettiği her gün ülkemiz, geleceğimiz kaybediyor.”

Eğitimci yazar Feray Aytekin Aydoğan ile önemli eğitim problemlerimiz üzerine konuştuk.

Yeni eğitim-öğretim yılına sayılı günler kala Milli Eğitim Bakanlığı'nca yine genelge yayımlandı. Genelge ile ciddi önemli başlıklar ve yeni sorunlar öne çıktı. Öğretmenlere önlük zorunluluğu, sınıfların birleştirilmesi, norm fazlası öğretmenlerin alanları dışında görevlendirilmesi, öğretmenlere telefon yasağı, okul güvenliği öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Genelgede öne çıkan bu başlıkları nasıl değerlendirmek gerekiyor?

Öğretmenlerin, öğrencilerin eğitimin öznesi olduğu yıllardan bugüne genelgelerle, yönetmeliklerle tüm kararların yukarıdan alındığı yılları yaşıyoruz. 2020’lerde 1940’lı yılları “Eski Türkiye” deki eğitimi tekrar ve tekrar yad ediyoruz.

1940’larda Köy Enstitüleri idarelerinin yerinden yönetim yetkisi vardı. Kısmen müfredatı, günlük işleri her enstitü kendi planlıyordu. Haftanın bir günü düzenlenen toplantılarda –eleştiri günü veya cumartesi toplantıları da deniliyordu- her şey açıkça tartışılıyordu. Öğrenci ve öğretmenlerin bir hafta boyunca yapılanları değerlendirdiği, demokratik tartışma ve özeleştiri yaptığı temel bir eğitim uygulamasıydı. Tonguç’un İlköğretim Kavramı kitabında yazdığı gibi halk istediğini yapabilse bile uyandırılmadıkça ne istediğini bilemezdi. Okul “demokratik bir cumhur olarak yaşamak” idealiydi.

Öğretmenlere önlük giyme zorunluluğu getirildi. Öncelikle bu maddenin hukuki bir dayanağı yok. Eğitimin her alanında özne olmaktan çıkarılan öğretmenlerin kıyafetlerini seçme hakkını dahi elinden alan bir uygulama dayatılıyor. Kıyafet özgürlüğü getirdik vaveylaları kopartılan dönemlerden gelinen nokta; öğretmenlerin ve öğrencilerin nasıl giyineceğine genelgelerle karar verildiği bir ülke gerçeği.

Genelge ile norm fazlası öğretmenlere akademi zorunluluğu da getiriliyor. Akademi programlarının niteliğinin eğitimin niteliğini artırmaktan tamamen uzak, bilimsel eğitim içeriklerinden yoksun olduğu artık herkesin bildiği bir hakikat. Dünya’da tek bir örneği de yok. Ayrıca genelgede “norm kadro fazlası kadrolu öğretmenlerin Akademi eğitimi sonrası öğretmen ihtiyacı bulunan diğer alanlarda görevlendirilmeleri” ifadesi yer alıyor. Yeterli öğretmen ataması yapmak yerine farklı branşlardaki öğretmen ihtiyacını gidermenin yolu olarak yine “eğitimde tasarruf” kapsamında düşünülerek bir adım atılmış. Öğrencilerin nitelikli eğitim hakkı açısından da ciddi sorunlar yaratacak bir karar olasılığını taşıyor.

Öğretmenlere sınıfta telefon yasağı maddesini bir genelgeye yazanların yaşamlarında bir kez bile sınıfa girmedikleri de anlaşılıyor. Öncelikle, internetsiz olan veya internet sorunu olan okullarda öğretmenler kişisel internet hatlarını kullanarak ders işlemek zorunda kalıyordu. Eğitimde devrim adıyla duyurulan akıllı tahtaların kullanımı, ders kitaplarında sıklıkla yer alan karekodların okunması ve daha sayabileceğimiz onlarca nedenden kaynaklı ders işleyişi bu yasakla nasıl mümkün olacak? Öğrencilerin ders sırasında bir sağlık sorunu gibi bir sorun yaşadığı acil durumlarda olası bir hayati riskin sorumluluğunu kim alacak?

Genelgenin içeriği sorunların çözümünden, çocukların üstün yararından ve alanın gerçekliğinden tamamen kopuk bir şekilde hazırlanmış. Örneğin okul güvenliği ile ilgili maddede “okul ortamlarında kontrollü giriş-çıkışların sağlanması, yaya ve araç trafiğinin ayrılması, kör noktaların aydınlatılması, acil durumlarda hızlı ve güvenli tahliyeyi sağlayacak bakım ve onarım çalışmalarının yapılması gibi fiziki iyileştirmelerin ivedilikle tamamlanması” ifadeleriyle sıralanan önlemler hangi bütçe ile ve okulların açılmasına bu denli az zaman kalmışken ne zaman ve nasıl yapılacak? Yine örneğin “mezuniyet etkinlikleri toplumsal değerler ve öğrenci kimliğiyle uyumlu olacak” gibi soyut, ucu açık ifadelerin kriteri ne olacak? Çocukların ücretsiz okul yemeği hakkı yokken genelgede yer alan "Okulumda Sağlıklı Besleniyorum Programı" nasıl uygulanacak?

Karma eğitimin kaldırılması, tek cinsiyetli okullar eğitimde devasa sorunlar var iken son dönemde basına yansıyan haberler üzerinden yeniden gündemleştiriliyor. Karma eğitim tartışmalarını, yaşanılan süreci nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bildik senaryo yirmi beş yıldır her dönem aynı şekilde uygulanıyor. Siyasi iktidar ideolojik tercihleri noktasında bir değişikliğe hazırlandığında, önce toplumsal meşruiyet yaratmak için bu ve benzer platform, vakıf, dernek, sendika adıyla yapılar tarafından raporlar, açıklamalar hazırlanıyor. İktidar politikalarının destekleyicisi yayın organları meseleyi gündemleştiriyor. Devamında planlanan düzenleme hızlıca hayata geçiriliyor.

Bir hak nasıl ve neden tartıştırılır? Eğitim, sağlık başta olmak üzere haklar kişilerin, siyasi partilerin tercihine bırakılabilir mi? Eğitimde devasa sorunlar varken o sorunlar değil de........

© HalkTV