Yargıtay'ın gündem olan kararı gerçekten yeni mi? Bağ-Kur ve hizmet birleştirmesi gerçeği 26 Haziran 2026
Merhaba kıymetli okuyucularım,
Çalışma hayatı ve sosyal güvenlik alanında merak ettiklerinizi, yaşadığınız sorunları ve görüşlerinizi e-posta ([email protected]) veya sosyal medya hesaplarımdan DM göndererek benimle paylaşabilirsiniz.
Çalışma hayatında zaman zaman öyle uyuşmazlıklarla karşılaşıyoruz ki, sigortalının yıllarca ödediği primler, emeklilik zamanı geldiğinde farklı bir hukuki tartışmanın konusu hâline gelebiliyor. Bunlardan biri de şirket ortağı olan kişilerin geçmişe dönük Bağ-Kur tescili nedeniyle SSK emeklilik haklarının engellenmesidir.
Bu konu, özellikle 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu sonrasında oldukça önemli hâle gelmiştir.
5510 sayılı Kanun'un 53. maddesiyle, kendi adına ve hesabına çalışanların, yani 4/b (Bağ-Kur) kapsamında sigortalı sayılan kişilerin, ortak oldukları işyerlerinden dolayı aynı zamanda 4/a (SSK) kapsamında sigortalı olamayacakları hüküm altına alınmıştır. Buna göre limited şirket ortaklarının Bağ-Kur sigortalılıklarının 1 Ekim 2008 tarihi itibarıyla başlatılması gerekmektedir.
Ancak uygulamada birçok şirkette farklı bir tablo ortaya çıkmıştır.
Şirket ortağı olan kişiler, fiilen kendi şirketlerinde çalışmaya devam etmiş, işverenleri tarafından her ay 4/a kapsamında sigorta bildirgeleri verilmiş ve Sosyal Güvenlik Kurumu da yıllarca bu primleri herhangi bir itiraz ileri sürmeden tahsil etmiştir. Sigortalılar da doğal olarak tüm işlemlerinin hukuka uygun yürütüldüğünü düşünmüşlerdir.
Ne var ki emeklilik başvurusu yapıldığında SGK tarafından geçmişe dönük inceleme yapılarak, yıllarca kabul edilen 4/a hizmetleri iptal edilmekte ve sigortalının 1 Ekim 2008 tarihinden itibaren resen 4/b (Bağ-Kur) sigortalısı olduğu ileri sürülmektedir. Bunun sonucunda da sigortalının SSK hizmetleri silinmekte ve emeklilik talebi reddedilmektedir.
İşte tartışmanın başladığı nokta tam da burasıdır.
Şayet Kanun gereği Bağ-Kur tescilinin 1 Ekim 2008 tarihinde yapılması gerekiyorsa, bu işlemi zamanında yapmakla yükümlü olan idare de Sosyal Güvenlik Kurumu'dur. Kurumun yıllarca herhangi bir işlem yapmayıp SSK primlerini tahsil ettikten sonra emeklilik aşamasında geriye dönük Bağ-Kur tescili yapması, ortaya çıkan mağduriyetin temel sebebidir.
Burada sadece sigortalı değil, aynı zamanda işveren de mağdur edilmektedir. Çünkü işveren yıllarca SSK primi ödemiş, Kurum da bu primleri tahsil etmiş; yıllar sonra ise bu hizmetlerin geçersiz olduğu ileri sürülmüştür.
Bu noktada ikinci önemli hukuki mesele hizmet birleştirmesi konusudur.
2829 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumlarına Tabi Olarak Geçen Hizmetlerin Birleştirilmesi Hakkında Kanun'un 8. maddesi uyarınca, farklı sosyal güvenlik kurumlarında geçen hizmetlerin birleştirilmesi suretiyle emeklilik işlemleri yürütülmektedir. Aynı maddede, son yedi yıllık fiili hizmet süresi içerisinde en fazla hizmetin geçtiği kurumun aylık bağlayacağı hüküm altına alınmıştır.
Ancak bu hükmün amacı çoğu zaman yanlış yorumlanmaktadır.
2829 sayılı Kanun'un amacı, tek başına herhangi bir sosyal güvenlik kurumundaki hizmetleri emeklilik için yeterli olmayan sigortalıların hizmetlerinin zayi olmasını önlemek ve farklı kurumlardaki hizmetlerini bir araya getirerek emeklilik hakkını kazandırmaktır.
Buna karşılık, bir........
