menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Yol’a adanmış bir ömürden hakikat çığlığı

12 8
08.02.2026

Bazı kalemler vardır ki mürekkebini bizzat hayatın içinden ve çekilen çilelerden alır. Alevi ve Bektaşi kültürü üzerine yaptığı titiz araştırmalar, derlemeler ve yazdığı onlarca eserle tanıdığımız yazar Ayhan Aydın, bu kez akademik bir tahlille değil, yüreğinden kopan bir feryatla karşımızda.

Aydın’ın kaleme aldığı bu yazı sadece bir sitem değil, otuz beş yıllık bir emeğin ardından gelen acı bir yüzleşmedir. Kurumsal yapılar ve kişisel menfaatler arasında “Yol”un nasıl ezildiğine tanıklık eden yazar, yalnızlaşma pahasına doğruları söylemekten geri durmuyor. Aleviliğin tarihsel derinliğinin, günümüzün “temsil” ve “çıkar” ilişkileri içerisinde nasıl yozlaştırıldığını, değerlerin nasıl metalaştırıldığını sarsıcı bir dille sorguluyor.

Bir Yol İşçisinden Tarihi Uyarı

Bazı isimler vardır, temsil ettikleri değerlerle özdeşleşirler. Alevi ve Bektaşi kültürü ve tarihi üzerine yaptığı saha çalışmaları, yayımladığı eserler ve bitmek bilmeyen kültürel mesaisiyle tanıdığımız araştırmacı-yazar Ayhan Aydın, bu yolun sadece bir “yazarı” değil, aynı zamanda emektar bir yol işçisidir.

Araştırmacı-Yazar Ayhan Aydın, alışık olduğumuz o sakin araştırmacı kimliğinin ötesinde; bir inancın, bir öğretinin ve Bin Yıllık bir geleneğin güncel kurumlar eliyle nasıl bir “yozlaşma kıskacına” alındığını haykıran değerli bir aydın... Sevgili Ayhan Aydın, 35 yıllık birikiminin verdiği yetki ve sorumlulukla siyasetin gölgesinde kalan inanç önderlerini, kurumsallaşırken özünden kopan yapıları ve “Yol”u kendi ikballeri için birer basamak haline getiren Alevi yönetici kadroları açık bir dille eleştiriyor.

Aydın’ın bu haykırışı yalnız kalmak pahasına hakikati savunmanın, Yol cümleden uludur ilkesini her türlü makamın üstünde tutmanın bir nişanesidir. Tarihin tozlu sayfalarından değil, bugünün yanan yüreğinden süzülen bu satırlar, sadece bir eleştiri değil; aynı zamanda geleceğe, gençliğe ve Aleviliğin özgün kimliğine sahip çıkma çağrısıdır.

“Yol aynı yol, dertler, davalar bitmiyor!” başlığıyla ele alınan konu, yalnızca bugünün kurumlarına tutulmuş bir ayna değil; aynı zamanda yarının çocuklarına "durulmuş, arınmış bir yol" bırakma endişesinin dışavurumudur. Ayhan Aydın, “Yazık!” diyerek her satırı birer “Neden?” sorusuyla örülü bu çarpıcı yazısıyla tarihe not düşüyor:

***

Kendimizce kendi doğrularımızla yol yürümeye çalışıyoruz ama her seferinde yalnız kalıyoruz. Dün yine bir davamız vardı. Kültür Bakanlığı "Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı" bana bir dava açmış, zamanla iktidarı hedef aldığım için dava kendi içinde dönüşmüş. Mahkemeye sunduğum yazılı beyanımı yayınladım.

Her daim aynı yolda, aynı kararlılıkta, aynı özde olan bir insanım.

35 yıllık Alevilik ve Bektaşilik çalışmalarımda durum hep aynı çizgide değişmeden sürmüştür. Ama benim isyanım zaten kendime daha doğrusu kendimizedir.

Bu yapı böyle hareket etmeye devam ederse, Alevi ve Bektaşi toplumunu kendi içindekiler tümüyle asimile edip yozlaştıracaklar.

Evet, bir söz vardır: Yol incelir ama kopmaz…

İyi güzel ama yine bir güzel sözümüz var: Yola birlikte gidilir, Yol cümleden uludur…

Ne yola birlikte gidiliyor, ne de Yolun yüceliğine inananlar bu yolla ilgili kurulan kurumların başındalar…

Korkum gül yüzlü yavrularımıza, gençlerimize bu güzelim inancımızın değerlerini nasıl aktaracağımız, endişesidir.

Çok üzülüyorum… İçim yanıyor…

Yazık, diyorum…

***

Yolu yozlaştıran mankurtlar

Mücadelemizin, çabalarımızın, sözlerimizin bir avuç insan dışında bir değerinin ve geçerliliğinin de bir anlamı olmadığını her geçen gün görüyorum.

Klasik bir durum; bir partinin, bir görüşün, bir gurubun yandaşı değilsen, kendince yorum ve fikirlerin varsa yalnız kalıyorsun.

Yalnız kalmak bir şey değil; kimi doğruların yok edilmesi, perdelenmesi, karanlıkların aydınlıkları boğması sorun.

Günümüzde herkes Alevi........

© HalkTV