menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Laik-bilimsel eğitimin kalbine saplanan hançer: “Ramazan Genelgesi”

40 46
18.02.2026

“Okul bilir doğru yolu

Okuldur yurdun temeli

Mürşit ilimdir bilmeli

Bu ses Ata'nın sesidir”

Türkiye Cumhuriyeti Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), son yayınladığı “Maarifin Kalbinde Ramazan” genelgesiyle, sadece anayasal sınırları zorlamamış, bu sınırları adeta ateşe vermiştir. 81 İl Müdürlüklerine gönderilen bu talimat, basit bir “etkinlik takvimi” değil, okulları bilim yuvası olmaktan çıkarıp birer ideolojik laboratuvara dönüştürme projesinin son halkalarından biridir. Yusuf Tekin imzalı bu genelge, Cumhuriyet’in ilanından bu yana eşi benzeri görülmemiş bir dayatmanın, Selefi-Vahabi soslu bir inanç tekelinin ilkokul sıralarına, savunmasız çocuk dimağlarına kadar indirgenmesidir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. Maddesi değiştirilmesi bile teklif edilemeyecek olan "Laiklik" der, 24. maddesi "Kimse ibadete zorlanamaz" der, 42. maddesi ise "Eğitim çağdaş bilim esaslarına göre yapılır" der. MEB’in bu genelgesi ise açıkça Anayasa’ya meydan okuyarak hukuk devletinin tasfiyesine yönelik bir adımdır. Bu adım attırılmamalıdır!

Devlet, tüm inançlara ve inançsızlara eşit mesafede durmak zorundadır. Lakin AKP-MHP iktidarı her seferinde Anayasa’mızın değiştirilmesi dahi teklif edilemeyecek hükümlerini yok saymaya devam etmektedir. Ancak bu genelgeyle MEB, devletin kurumlarını tek bir mezhebin tek bir yorumunun propagandasını yapan birer araca dönüştürmüştür.

Eğer bir bakan, Anayasa’yı ve Milli Eğitim Temel Kanunu’nu hiçe sayarak okulları dini birer laboratuvara dönüştürüyorsa, orada artık hukuk devletinden değil, bir "ideolojik aygıtın" egemenliğinden söz edilebilir. Bu genelge, hukuki bir metin değil, laik demokratik cumhuriyete karşı açılmış bir savaş ilanıdır.

Okullarda dağıtılan ve öğrencilerden namaz, oruç, teravih gibi ibadetlerini "işaretlemeleri" istenen o utanç verici "Ramazan Çetelesi", pedagoji biliminin cenaze namazıdır. Bu, çocuk ruhuna vurulacak olan paslı zincirden başka bir anlam içermiyor. Biz bu filmi daha önce ÇEDES protokollerinde de gördük.

Geçmişte ÇEDES kapsamında ilkokul çocuklarının cami temizletilmeye götürüldüğü, ellerine plastik bıçak verilerek "kurban kesme" provası yaptırıldığı veya mezarlıklarda çocuklara "ölüm eğitimi" verildiği hafızalardadır. Şimdi ise bu travma "çeteleme" yöntemiyle evlerin içine, iftar sofralarına kadar taşınmaktadır.

Velilerin dikkatine: Çocuklarımız fişlenecek!

Çocukların ibadetlerini bir çeteleye dökmesi, en safiyane duyguların dahi birer istatistiğe dönüştürülmesidir. Bu uygulama, okul çatısı altında yapılabilecek en kötü, en ayrıştırıcı fişleme........

© HalkTV