menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hakk ehline…Gözlemlerim ve önerilerim! (1)

24 0
26.02.2026

“Faydası olmayan bahardan yazdanYüce dağ başının kışı makbuldürCahilin yaptığı sohbetten sözdenAlimin hayali düşü makbuldür”

Yaklaşık kırk yıllık bir geçmişe sahip olan Alevi örgütlenmesi üzerine son dönemde artan tartışmaları yalnızca kongrelerde, toplantı salonlarında ya da raporlarda değil; gündelik hayatın içinde, cemevlerinde, dernek koridorlarında, cenaze erkanlarında, panellerde, hatta sosyal medya tartışmalarında gözlemliyorum. Uzun süredir Alevi örgütlenmesinin hem içinden hem de kıyısından bakabilen biri olarak gördüğüm manzara, ne yazık ki büyük özverili emeklerle kurulan bu yapıların toplumun gereksinimlerine cevap vermekte oldukça uzaklaştığına tanık oluyorum.

Kaleme aldığım bu yazı gündelik ilişkilerin, küçük diyalogların, sessizliklerin, kırgınlıkların ve umut kırıntılarının toplamıdır.

Kentlere ve Avrupa’ya yoğun göçlerden sonra Alevilerin yaşadığı dönüşümü birebir gözlemleme olanağım oldu. Köyden kente taşınan ailelerin çocukları, apartmanlarda, okullarda, işyerlerinde çoğunlukla Sünni bir çevrenin içinde büyüdü. “Sen namaz kılmıyor musun?”, “Gerçekten mum söndü yapıyor musunuz?”, “Ramazan Orucu tutuyor musunuz?” gibi soruların yarattığı incinmeyi sayısız kez duydum. Bu sorular bazen masum bir merak gibi sorulsa da çoğu zaman bir ötekileştirme içeriyordu. Hatta okullarda bazı öğretmenlerin de inanç konusunda tacizane bir tutum içinde olduğunu da biliyorum.

Ancak şunu da gördüm: Alevi örgütleri bu gündelik ayrımcılık biçimlerine karşı her zaman güçlü ve sürekliliği olan bir dayanışma ağı kuramadı. Büyük siyasal konularda açıklama yapmakta daha cesur olan bu yapılar, bireyin günlük hayatta yaşayarak karşılaştığı küçük ama yıpratıcı dışlanmalara karşı çoğu zaman sessiz kaldı, görmezden geldi. Oysa kimlik mücadelesi yalnızca anayasal statü talebiyle değil, mahalledeki, sokaktaki, okuldaki bakışla da ilgilidir.

Son yıllarda farklı şehirlerdeki cemevlerine ve derneklere gittiğimde sıkça duyduğum bir cümle var: “Bizim adımıza konuşuyorlar ama bizi dinlemiyorlar. Hatta biz dışlıyorlar” Bu söz özellikle gençler ve kadınlar tarafından dile getiriliyor.

Alevi örgütlerinin büyük fedakarlıklarla kurulduğunu biliyoruz. O dönemin koşullarında bu yapılar, Hakk’a yürüyen canların cami avlusunda cenaze erkanı için bekleyen canlara cami cemaatinden bazılarının yaptığı hakaretlerden kurtararak hayati bir işlev gördü. Daha da önemlisi farklı bölgelerden kentlere gelen Alevi canların toplumsal........

© HalkTV