Dersim Katliamı'nın yıldönümünde sözde 'Dedeler'le bile "istişare" olmaz! 10 Mayıs 2026
Dersim’in kalbi Tunceli’de, 4 Mayıs’ın gölgesinde hoyratça bir buluşma...
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyette bulunan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı tarafından “Alevi-Bektaşi Yol Erkanında İnanç Önderleri İstişare Toplantısı” Tunceli’de gerçekleştirildi. Toplantıya, Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle başkanlık görevine getirilen Esma Ersin ve 81 ilden 100’e yakın çeşitli Ocak ve Dergahlar’ın sözde “temsilcileri” katıldı. Toplantıya katılan “Dede” denen şahsiyetlerin profiline baktığımızda çoğunluğunun bu ünvanı temsil etmemeleri dikkat çekicidir. Bunların bir kısmının çakma Dede, bir kısmının devşirme Babaganlar’dan bozma Dedeler’in oluşturduğu Ocaklar’dan, bir kısmının diplomalı, bir kısmının icazetli, bir kısmının gri pasaportlu, önemli bir kısmının ise Osmanlı Bektaşi tarikat tekkesinin atanmış babalarından oluştuğu görülmektedir.
Sormak istiyorum: Bu toplantı için özellikle Tunceli neden seçildi?
Tunceli’de düzenlenen “İstişare Toplantısı”, hem içeriğiyle, hem de seçilen zamanlamasıyla toplumun vicdanında yeniden derin yaralar açtı. Alevi toplumunun duyarlı kişileri ile demokratik kitle örgütleri haklı olarak tepkilerini dile getirdiler. 4 Mayıs, bu toprakların hafızasında “Dersim Tertelesi”nin başladığı tarih olarak kazılıdır. Matemin ve sönmeyen yürek acısının yıldönümünde, aynı coğrafyada “devlet eliyle” icazetli, “Babalılardan devşirilmiş Dedeler” ile bir toplantı düzenlemek, en hafif tabiriyle ferasetsizliktir.
Günlere Kıran mı Girdi ki 4 Mayıs Günü Seçildi?
Bu toplantının tarihinin 4 Mayıs olarak belirlenmesi oldukça sorunludur. Bilindiği üzere 4 Mayıs, Dersim Katliamı’nın yıldönümüdür. Anlaşılan toplantıyı düzenleyen irade; toplumsal hassasiyetleri göz ardı eden, yarayı kanatmayı amaçlayan bir akıldır. Bu akıl vicdansızdır, toplumsal barışa hizmet etmeyi amaçlamamaktadır. Oysa başka bir tarih seçilebilirdi. Bu tarihin seçilmesinde önemli bir kasıt olduğu açıktır. Yoksa aklıselim bir irade, “Türkiye’nin Kerbelası” olarak hafızalara kazınan büyük acının yıldönümünde böylesi bir toplantıya imza atmaz.***Ayrıca toplantıya katılan sözde "Devşirme Dedelerin" böylesi acı bir günde bu “istişare”nin yapılmasına Rızalık vermesi de sorunludur! Bu toplantıya Rızalık verenlerin Anadolu Aleviliği’nin yol ve erkanında yeri olamaz. Zaten bu şahsiyetlerin profiline baktığımızda, karşımıza toplumun genelini kucaklamayan, sisteme teslim olmuş bir yapı çıktığını görüyoruz. Bu sözde “Devşirme Dedeler”in siyasetin gölgesinde kalmayı........
