menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

15-16 Haziran: Nereden nereye! 16 Haziran 2026

90 0
16.06.2026

Cezaevindesiniz.. Tutuklusunuz..

Hakim karşısına çıkıncaya kadar derdinizi anlatamıyorsunuz.

İBB’ye ta Kadir Topbaş döneminde girdiğinizi, ifadenizin de bir başka kadın sanığın ifadesiyle karıştırıldığını söyleme fırsatını bulamıyorsunuz.

Ayrıntıları aşağıda anlatacağım ama önce “tarihte bugün” için yazmak zorundayım.

15-16 Haziran 1970, Türkiye’nin demokrasi mücadelesinde çok başka bir sayfadır.Tarih, o sayfaya şöyle bir not düşer:

Demirel hükümeti, sendikal örgütlenmeyi kısıtlamak amacıyla yüzde 33’lük bir baraj getiriyordu. Sendikal örgütlenmeyi kısıtlayan yasaya karşı 150 bin işçi İstanbul ve Kocaeli’nde harekete geçti, fabrikalar işgal edildi. Hükümetin emriyle işçilerin karşısına asker, tanklar çıkartıldı. Ancak öncesi ve sonrasında pek az görülen bir şey oldu. Askerler arasında işçileri alkışlayanlar çıktı. Yine de, bugünlerin popüler deyişiyle “devletin cebir gücü” baskın geldi.

İşçiler dağıtıldı. Ardından sıkıyönetim ilan edildi.

İşçi sınıfı mücadeleyi kaybetmiş gibiydi. Oysa Anayasa Mahkemesi, sendikal örgütlenmeyi tırpanlamak amacıyla çıkartılan yasayı iptal etti.

Sonraki yıllar hep o iki günlük eylemin rövanşını alma çabası gibiydi.

Özellikle 70’lerin sonlarında DİSK’in güçlenmesi, çatışmayı kanlı bir sürece götürdü.

Önce DİSK’in efsane başkanı Kemal Türkler öldürüldü.. Ardından 12 Eylül geldi.. Daha doğrusu muhtemelen o suikastin planlayıcıları tarafından getirildi..

56 yıl sonra geldiğimiz noktada ne görüyoruz?

Maaşlarını, haklarını alamadığı için eyleme geçip kendilerini madene kapatan işçilerin “yalnızlığını”.. DİSK’in onlar için ortaya çıkmadığını.. Patronun da işçilerin yeryüzü ile irtibatını kesecek kadar ileri gidebildiğini..

Özel okul öğretmenlerinin, “ÖĞRETMENLERİN”, polis tarafından nasıl acımasızca........

© HalkTV