''Ağzını kanalizasyon olarak kullanan bir zamâne firavunu..''
Merhûm M. Âkif, 'Utandım ağlayarak, ağladım utanmayarak..' diyordu, bir şiirinde..
'Amerikan Kralı'nın dünkü sözlerini duydunuz mu? Müslüman İran halkına yönelik olarak kullandığı en galîz hakaret ve küfür sözlerini duyunca, utandım..
Şubat -1979'da, İran'da, milyonların hançeresinden yükselen 'Allah'u Ekber' nidası ve 100 binden fazla kurban vererek emperyalizmin uşağı Şah M. Rıza Pehlevî'yi İran'dan kaçmaya mecbur eden İslam Inkılâbı Hareketi, Mayıs-1980'de Tahran'da , 'Amerika'nın İran'daki Cinayetlerini Araştırmak' konulu bir uluslararası konferans tertiplemiş ve Türkiye'den de Prof. Mümtaz Soysal ve Prof. Ö. Kürkçüoğlu, Şevket Kazan ve bu satırların sahibi, davet edilmiştik. Dünya o zaman bugünden de daha fazla bir şaşkınlık içindeydi.. Çünkü, Tahran'daki Amerikan B. Elçiliği, Üniversite öğrencilerince basılmış, diplomat görüntülü CİA casuslarından 52 kişi, rehine alınmış ve izleri bulunamıyacak şekilde, bütün İran'a dağıtılmışlardı.
Amerika'da Jimmy Carter Başkan idi.. Rehine alınan diplomat görüntülü casuslarını kurtarmak için Amerika, bir kurtarma operasyonu yapmıştı, ama, Carter, bir sabah, tv. ekranlarına çıkmış ve 'ağlayarak', uçaklarının Doğu İran'daki Tabes Çölü'nde düştüğünü ve pilotlarının ve vazifeli, onlarca Amerikan vatandaşlarının öldüğünü açıklamış, sorumluluğu üstlenmişti.
Sözkonusu konferansa o havada gitmiştik ve o İnkılab'ın lideri olan 80 yaşındaki rahmetli İmam Rûhullah Khomeynî tarafından 300 kadar yabancılar olarak kabul edilmiştik.. İmam, o kabulde yaptığı konuşmada, 'Bizim haberimiz yoktu.. Biz uykudaydık ve amma, uykuda olmayan birisi vardı ve o müdahaleyi tv. ekranlarından ağlayarak açıklayan Carter'den öğrenmiştik..' demişti.. Prof. Mümtaz Soysal, 'Yahu, Selahaddin, bu adam başka birisi.. O kadar inanarak söylüyor ki, sanki, Allah ona, Siz uyuyordunuz, ama, benim yardımım size ulaştı..' demiş gibi, inanarak konuşuyor..' demişti..
Aradan 46 yıl geçti.. Bu arada 22 Eylûl 1980 günü, Irak lideri Saddam'ın saldırmasıyla başlayan ve 8 yıl süren ve de iki taraftan en az 1 milyon kadar Müslüman evlâdının can verdiği ve maddî açıdan da korkunç yıkımlar getiren savaş.. Halbuki, o savaştan 1 hafta kadar önce, o zamanın Fransa Başbakanı Jacque Chirac bir resmî gezi için Bağdat'a gitmiş ve Saddam o zaman, Chirac'a, 'İran'a saldıracağını' söylemiş, o da, gereken hazırlıklarının olup olmadığını sorunca, 'Bu savaş sadece 7 gün sürecek, Yıldırım Savaşı olacak..' demişti.
Chirac bu görüşmeyi, 1980-88 arasında 8 yıl sürecek olan İran-Irak Savaşı'nın 7. yılında ifşa etmiş ve '7 gün sürecek denilen savaş, bugün 7. yılında.. Daha ne kadar süreceği de belli değil..' demişti..
Evet, evdeki hesap, çarşıya uymaz misali, evet, bugün de Trump ve başkaları hesap yaparlar, ama, savaşı başlatanlar mutlaka zaferle bitirirler diye bir kesin öngörü, gerçekçi değildir..
Bugün de Amerika ve siyonist İsrail, İran'ı yeryüzünden silmeye kararlı gözüküyorlar..
Esasen hiç kimse, 'kesin yenileceğiz diye savaşa girmez.'
Bu vesileyle, 3 Nisan tarihli yazımızdan bir paragrafı tekrarlamak istiyorum:
'Selefleri olan 'Başkan'larca mukayese edilince, hiç birisinin olmadığı derecede 'demence sénile' (Demans senil / yaşlılık bunaması) tablosu sergileyen bu kişi, bugünlerde, aklî melekelerinin dumûra uğramış olabileceğine dair, Amerikan medyasında bile sözkonusu edilen bazı iddia ve isnadların yanlış ve yakıştırma olmadığını da bizzat ispatlamaktadır.' demiştim.
Ama, bu kişinin, dün ağzından çıkan sözler, en galiz ve şerefizce söylendiklerinden, kanalizasyon kokusu veriyordu.
Trump yönetimi, ABD Ordusu'nun 250. yıldönümünü ve Başkan'ın 79. doğum gününü kutlamak için 14 Haziran'da askerî bir geçit töreni planlıyor . 'Kendini yüceltme duygusu', tanklar, uçak gösterileri ve bir doğum günü........
