menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Zamanın ritmi: Hız çağında vaktin ahlâkı

8 0
27.01.2026

Zaman, insana verilen en sessiz emanettir. Ne tutulur, ne biriktirilir, ne de geri çağrılır. Akıp gider; fakat insanı sürüklemek zorunda değildir. Hayat dediğimiz şey, bu akışın içinde neye yöneldiğimizin adıdır.

İnsan her çağda zamanı konuşmuştur. Çünkü her çağda insan, vaktin içinde kaybolma tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kimi hızın içinde, kimi oyalanmanın, kimi alışkanlıkların gölgesinde.. Zaman geçer; fakat insan her zaman ilerlemez.

Kur’an bu hakikati tek cümleyle sabitler:

Asra yemin olsun ki, insan gerçekten hüsrandadır.” (Asr, 103/1–2)

Hüsran, zamanın geçmesi değildir. Hüsran, geçen zamanın insanı dönüştürmemesidir.

Zaman ve Kalbin Terbiyesi

İslam’ın zaman anlayışı aceleye değil, olgunluğa dayanır. Bunun en öğretici örneklerinden biri, içkinin haram kılınışındaki tedriciliktir. Yasak bir anda gelmemiştir. İnsan tanınmış, zaafları gözetilmiş, alışkanlıkların gücü hesaba katılmıştır. Süreç içinde bilinç inşa edilmiş, en sonunda ise hükümle birlikte sarsıcı bir soru sorulmuştur:

Artık vazgeçtiniz mi?” (Mâide, 5/91)

Bu soru, sadece bir yasağın sonu değildir; insanın iradesine yöneltilmiş ahlaki bir çağrıdır. Bazı şeyler zamana bırakılır; ama zamanın kendiliğinden onları düzeltmesi için değil. Zaman,........

© Haksöz