menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ayna: Eleştirilen gelenek, tekrar edilen davranış

26 0
05.03.2026

Bir odada toplanmış bir grup insan. Kendilerini “Kur’an merkezli” olarak tanımlıyorlar. Amaçları açık: Metne dönmek, geleneğin yüklerinden kurtulmak, vahyi yeniden anlamak. Önlerinde mushaflar, notlar, kalemler. Ayetler tek tek okunuyor, tartışılıyor, anlamlar araştırılıyor. Atmosfer başta oldukça sakin ve hatta umut verici. Herkes sanki ortak bir arayışın parçası gibi.

Derken konu Kâbe’deki bir sahneye geliyor. Hacerü’l-Esved’i öpmek için birbirini iten, kavga eden, hatta bazen birbirini ezen kalabalıklar anlatılıyor. Bu manzara sert şekilde eleştiriliyor. “İslam’da böyle bir şey yok”, deniliyor. “Taş için birbirini ezmek, kutsallığı nesneye indirgemektir.” Hatta bazıları bunu alaya alıyor. İnsanların bir taşı öpmek için birbirleriyle yarışması, akıl ve vahiy adına sorgulanıyor. Eleştiri nettir: Din, bilinçsiz bir ritüele indirgenmemelidir.

Bu eleştirinin mantığı ilk bakışta güçlü görünmektedir. Çünkü Kur’an gerçekten de insanı taşlara, putlara veya nesnelere kutsiyet atfetmekten uzaklaştırır. Vahyin yönü daima insana, akla, sorumluluğa ve ahlâka dönüktür. Bu nedenle o sahne, eleştirinin hedefi olur: İnsanların bilinçsizce bir ritüelin peşinde koşması.

Fakat tam bu noktada ironik bir şey olur.

Bir süre sonra ders devam ederken bir ayet gündeme gelir. Ayeti açıklayan kişi söz alır ve oldukça kesin bir ifade kullanır:

“Bu ayetin anlamı budur. Başka türlü anlaşılması mümkün değildir!”

İlk başta birkaç kişi çekingen şekilde itiraz eder. “Belki farklı bir anlam ihtimali olabilir” denir. Ardından başka yorumlar dile getirilir. Ancak tartışma kısa sürede yön değiştirir. Artık mesele ayeti anlamak değil, tek bir anlamı kabul ettirmek haline gelmiştir.

Sesler yükselir.İkna çabası yerini baskıya bırakır.Deliller yerini otorite tonuna bırakır.

Bir süre sonra odadaki atmosfer tamamen değişmiştir. Az önce Kâbe’de birbirini iten kalabalıklar eleştiriliyordu; şimdi ise bir yorumun etrafında insanlar birbirini itmeye başlamıştır.

Bu itiş fiziksel değildir elbette.Ama zihinsel ve psikolojik olarak aynı şey yaşanır.

Bir kişi diğerini bastırır.Bir görüş diğerini susturur.Bir yorum diğer yorumları ezmeye başlar.

Tam bu noktada insan fark eder: Eleştirilen sahne, başka bir biçimde yeniden kurulmuştur.

Kâbe’de insanlar bir taşa ulaşmak için birbirini itiyordu.Burada ise insanlar bir yoruma ulaşmak için birbirini itmektedir.

Tartışma Adabımız nasıl olmalı?

(Ahlâk, Hakikat ve İnsan Psikolojisi Bağlamında)

Kur’an, tartışmayı yasaklayan bir kitap değildir. Aksine, insanı düşünmeye, konuşmaya ve hakikati aramaya çağırır. Ancak bunu ahlâkî bir disiplin içinde yapar. Tartışma Kur’an’da yalnızca zihinsel bir faaliyet değil, aynı zamanda ahlâkî bir imtihandır.

1. Tartışmanın Meşruiyeti: Kur’an Tartışmayı Yasaklamaz

“Rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütle çağır; onlarla en güzel şekilde mücadele et.”(Nahl 125)

Hakikati açığa çıkarmak........

© Haksöz