Anlamak iyileştirir: Psikoterapinin sessiz hâli
Psikoterapi çoğu zaman bir oda, iki sandalye ve bir uzmanın sorduğu sorular olarak düşünülür. Oysa psikoterapi bundan çok daha geniş bir anlam taşır. Psikoterapi, insanın neden böyle davrandığını anlamaya yönelik bir çabadır. Yargıdan önce bağlamı görme, tepki vermeden önce hikâyeyi duyma disiplinidir. Ve bu yüzden bu kadar önemlidir; çünkü insan anladığında rahatlar.
Uzun ve stresli bir iş gününün ardından eve dönüyorsun. Yorgunsun. Zihnin hâlâ işte. Otobüste cam kenarına geçip başını yaslıyorsun. Ya müzik dinliyorsun ya da kitap okuyorsun. Kendi içine çekilmişsin.
Bir durakta üç çocuklu bir baba biniyor. Daha araç hareket etmeden çocuklar bağırmaya, zıplamaya, sağa sola koşmaya başlıyor. Gürültü artıyor, arada sana çarpıyorlar. Baba ise sanki orada değilmiş gibi. Ne bir uyarı ne bir müdahale.
Zihninden düşünceler geçiyor:
“Nasıl bir baba bu?”
“Hiç mi çocuklarını eğitmemiş?”
“Bu kadar sorumsuzluk olur mu?”
Sonunda patlıyorsun:
“Beyefendi, çocuklarınıza dikkat eder misiniz?”
Baba başını kaldırıyor ve sakin bir sesle cevap veriyor:
“Haklısınız, kusura bakmayın. Dün eşimi kaybettik… Çocuklar da annelerini.”
O an her şey değişiyor. Aynı çocuklar, aynı gürültü… Ama sen artık başka bir şey görüyorsun. Donup kalıyorsun ve bu kez sen özür diliyorsun. İşte o an, farkında olmadan bir psikoterapi yaşanıyor. Çünkü davranışın arkasındaki hikâyeyi görüyorsun.
Davranış Görünürdür, Hikâyesi Çoğu Zaman Gizlidir
Çoğu davranışın mutlaka bir nedeni vardır. Yaşanmışlıklar, travmalar, kayıplar…........
