Abdest: Suyun ötesinde bir arınma
Abdest, sadece suyla yapılan bir temizlik değildir; insanın kendi üzerine dönmesi, kendini sorgulaması ve yeniden hizaya gelmesidir. Kur'an’da açıkça emredilen bu eylem, özellikle Maide Suresi 6. ayet (1) ile çerçevesi çizilmiş bir bilinç pratiğidir. Ayet, zahirde organların yıkanmasını emreder; fakat bu emir, insanın sadece bedenine değil, yönelimlerine de hitap eder.
Su burada amaç değil, vesiledir. Çünkü insan kirlenmeyi sadece dış dünyadan almaz. Göz görür ve kirlenir. El uzanır ve kirlenir. Ayak yürür ve kirlenir. Zihin üretir ve kirlenir. Abdest, bu kirlenmişliği fark etmenin ve onu silmeye niyet etmenin adıdır.
Yüz yıkanır. Çünkü yüz, insanın dünyaya açılan vitrini değil sadece; aynı zamanda en çok maruz kalanıdır. Harama bakan göz, burada suyla buluşur. Bu, sadece fiziksel bir yıkama değil, bir reddiyedir: “Bir daha aynı bakışa dönmeyeceğim” deme iradesidir.
Eller ve kollar yıkanır. Çünkü insanın müdahalesi elleriyledir. Dokunduğu, aldığı, verdiği her şeyde bir iz bırakır. Haramla temas eden eller, abdestte yıkanırken sadece kirden değil, hatıradan da arındırılır. Bu yıkama, geçmişin izlerini silme çabasıdır.
Baş meshedilir. Bu, abdestin en ince tarafıdır. Çünkü baş, düşüncenin merkezidir. İnsan önce zihninde kurar kötülüğü, sonra onu eyleme döker. Başın mesh edilmesi, zihnin disipline edilmesidir. “Düşüncemi de temiz tutacağım” demektir. Bu, suyun........
