menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Düşük bütçeli sentetik ahlak; Dijital vicdan

13 0
04.01.2026

2025 yılı biterken Türk Dİl Kurumu yılın kelimesi seçimi için bir anket yayınladı. Ankette 5 yeni kelime vatandaşların oylamasına sunuldu. Bu kelimeler “dijital vicdan, vicdani körlük, çorak, eylemsiz merhamet ve tek tipleşme” oldu. Ankette, bu kavramların her birinin hangi anlam yüküyle seçildiğini açıklayan kısa tanımlara da yer verilmiş.1

Türk Dil Kurumunun tanımına göre;

Dijital Vicdan, gerçek hayatta sorumluluk almayıp, sosyal medyadaki paylaşım veya beğenilerle vicdan rahatlatma eylemi,

Vicdani körlük, birey ve toplumların ağır zulüm karşısında ahlaki duyarlılıklarını yitirerek kayıtsızlaşması.

Çorak, kısır toprak anlamındaki kelime; manevi dünyadan küresel ısınma kaynaklı susuzluğa kadar geniş kapsamlıdır.

Eylemsiz merhamet, iyi niyete rağmen duygusal farkındalık ile sorumluluk alma arasındaki boşluğu görünür kılan ifade.

Tek tipleşme, bireylerin dil, düşünce, estetik ve mekan tercihleri açısından birbirine benzemesi durumu.

Seçilen bu kavramların ortak bir anlamsal zeminde buluşması, toplumsal ve bireysel ölçekteki yozlaşmanın boyutlarını göstermesi bakımından oldukça manidardır. Türk Dil Kurumu, bu çalışmasıyla çağımızın ahlaki ve kültürel erozyonlarını isabetli bir şekilde isimlendirerek önemli bir kavramlaştırma başarısı göstermiştir.

Gerçekleştirilen anket sonucunda Türk Dil Kurumu’nun 2025 yılının kelimesi olarak, daha doğrusu yılın temel kavramı olarak tescillediği "Dijital Vicdan", modern insanın kendi iç dünyasında kurduğu mahkemeyi, piksellerden müteşekkil sentetik bir sahnede nasıl tasfiye ettiğinin ibretlik bir vesikasıdır. TDK’nın sözlüğünde ferdi kendi fıtri değerleriyle amansız bir muhasebeye zorlayan 'içsel bir yargıç' olarak tarif edilen vicdan, dijitalleştiği anda bu otonom gücünü yitirerek, sığ bir dışsal onay mekanizmasına indirgenir. Hakiki vicdan huzursuzluk verir, bedel ödetir ve insanı sarsar; oysa dijital vicdan, bir "beğen" butonuyla ulaşılan, kişiyi yargılayan değil, aksine onu sosyal onay labirentlerinde ferahlatan ruhsuz bir tıklanabilir işlemden vicdani bir anesteziye dönüşür.

Bu noktada karşımıza çıkan en büyük tehlike, müslümanların toplumsal sorumluluğu bireysel bir psikolojik arınma aracına dönüştürerek Slacktivism2 (Tembel Aktivizm) tuzağına sürüklenmesidir. Bir zulme karşı tepki göstermenin onurunu, sadece bir görseli paylaşmanın hafifliğine indirgeyen bu tavır, zihni sahte bir eylem tamamlanmışlığı hissiyle uyuşturan modern bir gaflet perdesidir. Saff Suresi’nin 2 ve 3. ayetlerinin "Ey iman edenler, niçin yapmayacağınız şeyler söylüyorsunuz? Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında çok çirkin bir davranıştır" ikazı, bugün klavye başında dünyayı kurtardığını sanan, ancak fiili hayatta bir adım bile atmayan bizlerin yüzüne çarpılan, imanın pratik hayattaki şahitlik vasfını yitirdiğine dair sarsıcı bir uyarı mahiyetindedir. Dijital vicdan, eylem yanılsaması........

© Haksöz