Kapitalizmin önlenemez çöküşü –2
İkinci Makaleye Geçiş: Merkez Kaçamazsa, Çöküş Evrenseldir
Birinci makalede ortaya konulan çerçeve, ribanın kapitalizm açısından kurucu ve vazgeçilmez bir mantık olduğunu göstermiştir. Ancak bu tespit çoğu zaman şu itirazla karşılanır: “Bu mekanizma çevre ekonomiler için geçerli olabilir; fakat küresel rezerv paranın sahibi olan merkez ekonomiler bu sınırların dışındadır.” İşte bu itiraz, ribaya dayalı sistemin en tehlikeli yanılsamasıdır. Çünkü rezerv para statüsü, borcun matematiksel gerçekliğini ortadan kaldırmaz; yalnızca krizin biçimini değiştirir ve bedelini küresel ölçekte yayar.
İkinci makale, bu nedenle analizi merkeze taşır. Cari açık açmazının, yerel para sorunu olmayan; borcunu kendi para birimiyle ve kendi kurduğu finansal enstrümanlarla finanse edebilen bir ekonomi için dahi neden sürdürülemez olduğunu ele alır. Küresel rezerv para düzeninin, alacaklıların gönüllü rızasına ve Amerikan tüketiminin süresiz finanse edilebileceği varsayımına dayanan kırılgan bir denge ürettiği gösterilir. Böylece ribanın yalnızca çevrede kriz, merkezde istikrar yarattığı iddiasının geçersizliği ortaya konur.
Bu geçişle birlikte tartışma şu noktaya taşınır:
Eğer riba üzerine kurulu borç düzeni, merkezde bile tekil çıkış açmazından kaçamıyorsa; mesele artık yanlış politika değil, yanlış bir sistem mimarisidir. İkinci makale, tam da bu mimarinin merkezdeki sınırlarını ve kaçınılmaz kırılganlıklarını incelemektedir.
Rezerv Para Paradoksu: Cari Açığın Merkezde Bile Sürdürülemezliği
Özet
Cari açık ve borç krizi çoğu zaman yerel para birimine sahip, çevre ekonomilerin sorunu olarak ele alınır. Bu makale, bu kabule itiraz eder. Küresel rezerv paranın sahibi olan Amerika Birleşik Devletleri örneği üzerinden, rezerv para statüsünün cari açık ve borç sorununu ortadan kaldırmadığını; yalnızca krizi zamana, ölçeğe ve küresel sisteme yayarak görünmezleştirdiğini savunur. Çalışma, Amerikan cari açığının sürdürülebilirliğinin alacaklıların kırılgan........
