Şampiyonluğun maliyeti
Türkiye ligi, tıpkı Fransa ligi gibi, tek bir takımın hakim olduğu bir sisteme doğru ilerliyor. Eskiden lig üzerinde dört büyük takımın egemenliği için “oligarşi” ifadesini kullanırdı Tanıl Bora. Dört senedir üst üste şampiyonluk kazanan Galatasaray ise ligi tam anlamıyla bir monarşiye dönüştürdü.
Dört büyükler oligarşisi de ideal değildi kuşkusuz, ama en azından üç İstanbul takımıyla Trabzon’un baskısı şampiyonluk heyecanını canlı tutardı. Galatasaray bu sistemde de dört kere üst üste şampiyon oldu, o günkü başarı bugüne kıyasla çok daha zor elde edilmişti. Bugünse rekabet yok denecek kadar azaldı, Galatasaray neredeyse ezeli rakibi Fenerbahçe tehdidini bile artık ensesinde hissetmiyor. Bu durum da futbol kalitesinin zaten yerlerde süründüğü lige yönelik ilgiyi iyice öldürüyor.
Televizyon yayın haklarının dünya ortalamasının çok altında satılmasından, büyük takımlar dışındakilerin boş tribünlere oynamasından da futbol izleyicisinin artık Süper Lig’i takip etmediği görülebilir. Sadece bir takımın diğerleriyle arasını çok açtığı bir lig ülke futbolunun kalitesini düşürüyor.
Kim derdi ki oligarşiyi bile özleyeceğiz.
İKİ KULÜP DE ZARAR EDİYOR
Paris Saint-Germain’in Fransa ligine etkisi de böyle oldu. Daha sezon başında şampiyonun adeta kim olacağı belli olarak futbol oynanıyor. Rekabet kalmadığı için yayın hakları gelirleri Fransa’da da düşüyor, etkisini PSG’nin gelir tablosunda da görüyoruz. İngiltere’deki kulüpler yayın haklarından çok daha ciddi gelir elde ederken PSG’nin kar edememesindeki faktörlerden biri Fransa liginin ekranda çok para etmemesi.
PSG tarihinde en başarılı olduğu geçen sene bile kara geçemedi. Her ne kadar kulüp gelir ve giderlerin başa baş olmaya yaklaştığını söylese de zararın boyutu üzerine bir açıklama yapmadı. Kulübün arkasında Katar sermayesi olduğu için yıllar boyu süren zararları........
