Business class'taki çocuklar
Aklımda kalan magazin sahnelerinden biri hayatının bir dönemini Miami’de geçiren Sibel Can’ın limuzininde ağırladığı “Televole” muhabirine “Benim için önemli değil ama çocuklar rahat ediyor,” demesi. Bir dönemin televizyon programları sayesinde adlarını ezberlediğimiz Engin Can ve Melissa henüz annelerinin şatafatlı hayatını algılayabilecek yaşta değildi. Her halükarda mahremiyet sağlayan ve statü simgesi olarak görülen limuzin çocukların rahat etmesi için tasarlanmış bir araç değildi zaten. Bu sevdanın ortaya çıktığı 80’li yıllarda, limuzinin arka koltuğunda yolculuk yapanlar kendilerine tahsis edilen bu ayrıcalıklı alanı çocuk aklının henüz tahayyül edemeyeceği işler için kullanırdı ağırlıklı olarak.
Yıllar sonra, Türk Hava Yolları lounge’unda köfte kuyruğunda beklerken, o yıllardan bu yana rahat etmeye meraklı ne kadar çok Engin Can ve Melissa olduğunu düşünüyorum. Çocuklar başta uçaklarda perdenin önü olmak üzere kısa süre öncesine kadar yetişkinlere ait olduğu varsayılan bütün alanları giderek ele geçiriyor. Ve bu istilaya karşı yetişkinlerin eli kolu bağlı. Hatta önlerini açanlar, o limuzini tutan kişi gibi, bizzat bu çocukların kendi anne babaları.
SADECE TÜRKLERE ÖZGÜ DEĞİL
Dedesinin 45 numara ayakkabılarını giyip birinci sıradaki koltuğundan kalkarak dar gövde uçağın koridorunda düşe kalka dolaşan çocuk sempatik mi yoksa huzuru kaçıran bir canavar mı? Sadece yolcuların huzurunu kaçırması yetmiyor, kabinin iç ritmini de aksatıyor. Mesela görevliler servis yapamıyor. Bir başkasının çocuğuna laf söylemek mayınlı bir alan olduğu için müdahale etmekte tereddüt ediyorlar.
Bu gibi sahneler son yıllarda giderek daha da fazla tekrarlanıyor. Başlarda bu değişimi Türkiye’ye özgü zannediyordum. Yüksek faizden dolayı kolay paranın harcama kapasitesini artırması, el değiştiren paranın yeni sahiplerinin tüketim kültüründen yoksun olmaları gibi etkenler mutlaka var.
Yabancı havayollarında da benzer durumlara rastlamaya başladım. Zaten veriler de genel olarak “premium” denilen yüksek ücretli kabinlerde yolculuk yapanların sayısının küresel ölçekte arttığını ortaya koyuyor. Perdenin önünde, lounge’larda giderek daha fazla çocuk görmemiz tesadüf değil. Gerçekten daha fazla çocuk artık business class’ta uçuyor.
Oysa adı üzerinde, “business.” Bir zamanlar biletlerini şirketlerin aldığı yüksek gelirli çalışanları hedef alarak tasarlanmıştı. Bir günlüğüne okyanus ötesinde toplantıya giden birinden, perdenin arkasında sardalya tenekesine sıkışmış gibi uçtuktan sonra, verim alınmayacağı için daha pahalı ve daha geniş alanı olan bu kabin oluşturuldu. Adının“business” konması tesadüf değildi. Daha fazla para veren biraz daha geniş alan, mahremiyet, sükûnet bekliyordu. Sadece şampanya ve ıstakoz değil.
Çoktandır şampanya ve ıstakozla birlikte huzur da yok oldu perdenin önünde. Onun yerine koridorlarda koşturan, saklambaç oynayan (bizzat tanık oldum), ekrandan kulaklık olmadan bangır bangır bir şeyler izleyen çocuklar, koridorlarda emekleyen bebekler var. Tesadüf değil, bilinçli bir pazarlama stratejisinin sonunda daha fazla çocuklu aile yetişkin profesyonellere ait bu alanları ele geçirmeye başladı.
Örneğin Qatar Airways dört kişilik özel alana dönüşebilen Q Suites’in birlikte seyahat eden ailelere uygun olduğunu özel olarak vurguluyor. Emirates kendi eşdeğer kabinlerindeki çocukları rahat ettirmek için oyuncaklar, çocuklara özel yiyecekler ve ailenin birlikte seyahatini kolaylaştıracak hizmetler sunuyor.
Özellikle pandemiden sonra, yani uluslararası seyahat ihtimalinin bir gün ortadan kaybolabileceğinin anlaşılmasıyla beraber, refah seviyesi yüksek kesimlerde seyahat konusunda ciddi bir savurganlık dikkat çekiyor. Bir-daha-mı-dünyaya-geleceğiz mantığıyla, “akılda kalıcı tecrübe” kandırmacasıyla aile tatillerinde perdenin önü giderek daha fazla tercih ediliyor. Amerika’nın son 20 yılda dünyanın geri kalanıyla arasındaki gelir uçurumunu açması da bu değişimde etken. Kredi kartı puanları ve mil kazanarak bu kabinlerde uçabilmek de daha kolaylaştı.
Paris’ten Atina’ya uçarken ikinci sırada oturan iki çocuk Amerikalıydı. Çocuklar, bizimkilerle kıyaslanmayacak kadar uysal ve sakin olsalar da bir arka sırada ve benim tam yanımda oturan annelerinin zırt pırt müdahalesi, bir süre sonra söyleyeceklerini telefona not yazarak iletse bile, bu sefer de telefon ekranını göstermek için harcadığı fiziksel çaba sabah 7:00 uçağı için biraz fazlaydı. Çocukların kendisi problem olmasa da çocukların varlığından dolayı anne babalar da kabin içinde gereksiz aktiviteye neden oluyor.
Anladık........
