Mekke İttifakı ve İran -1-
“Ortaklıkları güce dönüştürmek”, Türkiye'nin önümüzdeki dönem stratejisini özetleyen bir ifade olabilir. Diğer yandan Türkiye'nin bölgesinde ve Pakistan örneğinde olduğu gibi bölge dışında hangi ülkelerle yakınlaştığı konusu imzalanan ittifaklardan çok daha geniş bir anlam haritasına sahip.
Şu halde iki noktaya bakmamız önemli. İlki Ankara'nın hareket alanının ne kadar genişlediği. İkincisi, bunun ortaya çıkaracağı somut sonuçlar.
İTTİFAKLAR KAMPLAŞMA MI?
Bölgede ortaya çıkan yeni ittifaklar hızlı biçimde bunlar üzerinden bazı kamplaşmaların tarif edilmesine neden oluyor. Oysa bu ittifaklar mutlak ve keskin sınırlarla birbirinden ayrışan ülkeleri işaret etmiyor. Burada daha çok ihtiyaçların belirlediği iş birliği alanlarından söz etmek şimdilik daha daha makul olur.
Kuşkusuz Mekke İttifakı Türkiye'nin önündeki büyük fırsatları değerlendirmesinin yanı sıra, yeni ve belirleyici dinamikler oluşturmasının da önü açıyor. Ankara uzun zamandır birbirinden çok farklı aktörlerle, üstelik hayli kronik sorunlar etrafında konuşabilen bir pozisyon elde etti. Bu durum konuştuğu her aktörle aynı yerde durduğunu veya aynı sorumlulukları üstleneceğini göstermiyor. Ancak sorunları çözmekten öte yönetilebilir kılmak ve özellikle de savaş ve çatışma alanlarında dozunu düşürebilmek hayli önemli bir misyon olarak görünüyor.
ÖNLEYİCİ VE CAYDIRICI ROL
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ın sadece mevcut tehditler karşısında değil, ortaya çıkması muhtemel sorunlara dair öngörü ortaklığıyla hareket edebilmesi sadece bulunduğu bölgede değil, çok geniş bir tarifle İslam dünyasında büyük etkiler uyandırabilir.
Bu durum ilk bakışta üçlü ittifakın........
