Politika mı, vicdan mı?
2025 yılında düzenlenen Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’yi kazanma başarısını gösteren “Görünmez Kaza”yı (Yek tasadof-e sadeh / It Was Just An Accident), uluslararası film ve en iyi özgün senaryo dallarında gelen Oscar adaylıklarıyla da hatırlıyoruz.
Filmin yönetmeni Cafer Penahi, Cannes’da verdiği röportajda İran’da çalışma yasağının kaldırıldığını ama “Görünmez Kaza”yı yetkililerden izin almadan, sınırlı bir bütçe ve ekiple çektiğini söylemişti. Filmdeki kadın oyuncuların birçok sahnede başörtüsü kullanmaması, bunun açık göstergelerinden biri… Diğeri ise filmin İran’daki hapishanelerde siyasi muhaliflere karşı uygulanan işkenceyi konu alması…
Hikâye tesadüfi bir karşılaşmayla başlıyor. Kendisine işkence yapan devlet görevlisi İkbal’i (Ebrahim Azizi) protez bacağından çıkan sesten tanıyan Azeri kökenli otomobil tamircisi Vahid (Vahid Mobasseri), hızlı şekilde harekete geçiyor, ertesi sabah onu yakalıyor. Aracıyla çöle götürüyor, mezarını kazıyor. Canlı canlı gömmek istediği adam, “İşkence yapan kişi olamayacağını çünkü bacağını kaybedeli çok olmadığını ve protezini yeni taktığını” söylüyor. Kanıt olarak da ona henüz geçmeyen yaralarını gösteriyor. Şüpheye düşen Vahid, öldürmekten vazgeçiyor ve İkbal’i teşhis edecek başka birini aramaya başlıyor. Bulduğu her kişi onu bir başkasına yönlendiriyor. Hepsi farklı tepkiler gösteriyor. Çoğu tam emin olamıyor. Kaldı ki, ne yapmaları gerektiği konusunda hepsinin farklı fikirleri var. Aracın arka tarafında sandık içinde baygın halde tuttukları adamın küçük kızından gelen telefonla işler daha da karışıyor. Yıllar önce yaptıkları protesto eylemi nedeniyle aynı hapishaneye düşen ve aynı adamdan işkence gören karakterlerin vermek zorunda kalacağı kararların sayısı ve hayati önemi giderek artıyor.
Vahid’in yakaladığı adamın gerçekten İkbal olup olmadığı sorusu, hikâyenin yüzeyindeki bir mesele sadece… Soru, filme merak ve gerilim öğelerini getiriyor. Ama Penahi’nin tartıştığı asıl mesele ve ortaya attığı sorular, kuşkusuz daha farklı.
Vahid’in gittiği ilk kişi, kitapevinde bulduğu Salar (Georges Hashemzadeh)… Salar, film boyunca finale kadar tartışılan ikilemde hangi tarafta yer alacağını en baştan açıkça söylüyor ve “Biz onlar değiliz, adam öldürmeyiz” deyip kestirip atıyor. Ne yapacağını sorgulamaya bile gerek görmüyor, hislerini konu dışı bırakıyor ve tümüyle ahlaki bir karar alıyor.
Vahid ise serinkanlı bir fikir adamı gibi davranmıyor. Aklıyla değil, duygularıyla hareket ediyor ve Salar’a kararını çoktan verdiğini, sadece teşhis için yardıma ihtiyacı olduğunu söylüyor. Kaç kişiyle görüşürse görüşsün, Vahid’in olayın cezai sorumluluğunu tek başına üstlenme konusundaki ısrarı ve diğer herkesi koruma çabası, hikâyenin dikkat çekici yanlarından biri… Vahid, duygularıyla hareket eden fevri bir karakter gibi görünse de ne yaptığının ve eylemlerinin ne anlama geldiğinin fazlasıyla farkında… Daha sonra işin içine üç işkence mağduru daha karışsa bile “Görünmez Kaza” temelde Vahid’in alacağı karar üzerine bir film… Biz de açıkçası en çok Vahid’in ne yapacağını merak ediyoruz zaten.
Penahi, film boyunca Salar ve Vahid’in........
