Mekke Anlaşması dünyada nasıl okundu?
7 Ağustos’ta Mekke’de Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Ortak Savunma Anlaşması, daha ilk gününden itibaren dünyanın önde gelen haber ajanslarının ve strateji kuruluşlarının da gündemine girdi. Nasıl girmesin ki?
Gerçekten de son yılların en stratejik uluslararası işbirliklerinden birinden bahsediyoruz. Aktörlerin gücü ve bölgenin hassasiyeti de dikkate alınırsa meselenin ehemmiyeti daha da iyi anlaşılır. Dolayısıyla dünya bu konuyla ilgilenmeye başladı. İleride daha çok analiz ve yorum okuyacağız onları da takip etmekte fayda var ancak şu anda medya ekosistemi bu konuyu nasıl görmüş özet olarak bakmakta fayda var. Dünyanın bu gelişmeyi nasıl okuduğunu bilirsek gelişmenin kendisini de anlamlandırmak daha kolay olur.
Haberleri birazdan tek tek inceleyeceğiz ama hepsinde ortak özellik doğal olarak şu konu olmuş.
Taraflardan birine yönelik silahlı saldırı, üçüne birden yapılmış saldırı kabul edilecek.
Bu ifade, uluslararası basının önemli bölümünde anlaşmanın NATO’nun 5. maddesiyle karşılaştırılmasına yol açtı doğal olarak.
Bunun dışında dünya bu konuyu nasıl ele almış birlikte irdeleyelim.
Batı basınına baktığımızda anlaşmayı daha çok ABD merkezli güvenlik düzeninin geleceğiyle birlikte değerlendirdiğini görüyoruz.
Arap basını bölgesel güvenlik mimarisine odaklanıyor.
İsrail medyası İran, Türkiye ve ABD’nin bölgedeki konumunu birlikte değerlendiriyor.
Pakistan basını anlaşmayı stratejik bir başarı olarak görüyor.
Hindistan medyası ise Pakistan’ın güç kazanması ihtimaline dikkat çekiyor.
Batı basınında anlaşmanın ilk dikkat çeken tarafı, kolektif savunma maddesi oldu.
İngiliz The Guardian, gelişmeyi “Suudi Arabistan, Pakistan ve Türkiye NATO tarzı savunma paktı imzaladı.” başlığıyla verdi.
Guardian’ın çerçevesinde anlaşmanın en önemli özelliği, üç ülkenin birine yönelik saldırıyı bütününe yönelik saldırı kabul etmesi.
Gazete, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan’ı Müslüman dünyanın en etkili üç aktörü arasında değerlendiriyor ve anlaşmanın bölgesel çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemde geldiğine dikkat çekiyor. Bu ifade dünyanın birçok medyasında da var.
Amerikan savunma yayını Breaking Defense de benzer biçimde anlaşmanın “NATO tarzı” kolektif savunma mekanizmasına benzediğini vurguluyor.
Reuters’ın yaklaşımı ise biraz daha geniş.
“Ortadoğu’daki çalkantı tırmanırken Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan karşılıklı savunma sözü verdi.”
Reuters, anlaşmayı bölgedeki savaşlar ve güvenlik krizleriyle birlikte değerlendiriyor.
Buradaki temel vurgu şu.
Üç ülke, ABD ile ilişkilerini sürdürürken aynı zamanda kendi aralarında daha güçlü bir güvenlik mekanizması oluşturuyor.
Dolayısıyla Reuters açısından konu, yeni bir askeri anlaşmanın daha ötesinde bir anlam ifade ediyor.
Bu da bölgesel ülkelerin kendi güvenlik kapasitelerini artırma arayışı.
Financial Times ise şöyle bir başlık uygun görmüş;
“Suudi Arabistan, Türkiye ve Pakistan Mekke’de savunma anlaşması imzaladı.”
FT’nin dikkat çektiği nokta, üç ülkenin........
