"Made in Europe" Türkiye'yi unutturabilir mi?
Avrupa Birliği (AB), küresel rekabette sanayisini korumak, Çin’e bağımlılığını azaltmak ve ABD karşısında güç kaybetmemek için yeni bir döneme hazırlanıyor. “Made in Europe” (Avrupa’da Üretilmiştir) yaklaşımıyla Avrupa menşeli ürünlere kamu alımlarında, teşviklerde ve stratejik yatırımlarda öncelik verilmesi hedefleniyor.
Bu yaklaşım yalnızca Avrupa ülkelerini değil, AB ile güçlü üretim ve ticaret ilişkileri bulunan Türkiye’yi de yakından ilgilendiriyor. Özellikle otomotiv, demir-çelik, enerji teknolojileri, makine, savunma ve havacılık sektörleri açısından önemli sonuçları olacak.
Avrupa Komisyonu’nun Mart 2026’da gündeme getirdiği Sanayi Hızlandırma Yasası teklifinde otomotiv, çelik, alüminyum, çimento ve temiz enerji teknolojileri öne çıkıyor. Türkiye’nin de bu alanlarda Avrupa sanayisiyle güçlü bağları bulunuyor. Üstelik Gümrük Birliği önemli bir avantaj sağlıyor. Teklifte, Türkiye gibi AB ile Gümrük Birliği ilişkisi bulunan ülkelerin ürünlerinin belirli şartlarda Avrupa menşeli kabul edilmesinin önü açılıyor. Fakat bütün sektörleri kapsayan koşulsuz bir hak söz konusu değil. Dolayısıyla Türkiye’nin Avrupa üretim zincirinin dışında kalmaması için diplomatik ve ticari girişimlerini sürdürmesi gerekiyor.
Savunma sanayisinde ise tablo biraz farklı. Avrupa’nın savunma kapasitesini artırmak amacıyla oluşturduğu 150 milyar avroluk SAFE finansman mekanizması, daha katı menşe ve katılım şartları içeriyor. Savunma ürünlerinde bileşen maliyetinin en az yüzde 65’inin AB, Ukrayna veya uygun Avrupa Ekonomik Alanı ülkelerinden kaynaklanması gerekiyor. Türkiye’nin Gümrük Birliği avantajı burada otomatik olarak geçerli değil. Bu sebeple Türk savunma şirketlerinin Avrupa’daki ortaklıkları ve üretim yatırımları daha fazla önem kazanıyor.
Mesela Baykar’ın İtalyan Leonardo ile kurduğu ortaklık ve Piaggio Aerospace yatırımı, bu yeni dönemin dikkat çekici örneklerinden. Türkiye’nin insansız hava araçlarındaki birikiminin Avrupa’nın üretim ve teknoloji altyapısıyla buluşması, her iki taraf açısından yeni fırsatlar oluşturabilir. İtalyan LBA Systems, bu yaz Londra Farnborough Airshow’da gerekli düzenleyici izinlerin alındığını açıklayarak Baykar-Leornardo ortaklığının tam operasyonel olduğunu duyurdu. İtalya hükümeti de ortak girişime şartlı onay vermişti. “Şartlı onay” ifadesi, Avrupa’nın bu tür ortaklıklara nasıl baktığını gösteren iyi bir örnek olduğunu not edilmeli. Ve dikkat edilmeli!
TUSAŞ, ASELSAN, ROKETSAN ve diğer savunma şirketleri için de benzer ortaklıklar gündeme gelebilir. Ancak Avrupa’da şirket kurmak veya üretim yapmak, savunma programlarına otomatik katılım hakkı sağlamıyor.
Sivil havacılıkta ise Airbus’ın Türkiye’deki tedarik zinciri ve uçak motorları sektörü öne çıkıyor. Türkiye, uçak yapısal parçaları, kompozit malzemeler, motor bileşenleri ve hassas imalatta Avrupa havacılık sanayisinin önemli tedarikçilerinden biri. TUSAŞ ve TEI başta olmak üzere Türk şirketlerinin bu alandaki konumu, Avrupa’nın yeni sanayi politikalarından etkilenebilir. Mevcut düzenleme teklifinde uçak ve motor üretimine doğrudan bir Avrupa menşei zorunluluğu getirilmiyor. Ancak gelecekteki sektörel düzenlemeler ve üreticilerin tedarik tercihleri Türkiye açısından belirleyici olabilir.
Özellikle uçak motorlarında teknoloji geliştirme, ileri malzemeler, sıcak bölüm parçaları ve sertifikasyon kabiliyetleri stratejik önem taşıyor. Avrupa’nın teknolojik bağımsızlık arayışı da önemli. Bu durum Türkiye’nin kendi motor teknolojilerini geliştirmesini ve uluslararası üretim ortaklıklarında daha güçlü konuma gelmesi için daha fazla çaba göstermesine sebep olabilir.
Asıl soru: “Made in Europe” Türkiye için tehdit mi, fırsat mı? Aslında her ikisi de. Avrupa, kendi sanayisini korurken Türkiye’yi üretim zincirinin dışında bırakırsa bundan Türk şirketleri kadar Avrupalı üreticiler de etkilenebilir. Buna karşılık Türkiye’nin Avrupa sanayisiyle mevcut entegrasyonu korunur ve yeni ortaklıklarla geliştirilirse özellikle savunma ve havacılıkta önemli fırsatlar ortaya çıkabilir.
Türkiye açısından asıl amaç, Avrupa’ya yalnızca ürün satan bir ülke........
