Sanayiye yeni rota: Anadolu koridorları
Dünya yeniden sert bir güç dönemine giriyor. Ticaret savaşları, teknoloji rekabeti ve sıcak çatışmalar artık aynı anda yaşanıyor. Küreselleşmenin yerini giderek jeopolitik güç mücadelesi alırken ülkelerin gücü de yeniden tanımlanıyor. Artık sadece diplomasi değil; askeri kapasite, teknoloji üretimi ve ekonomik dayanıklılık aynı denklemde belirleyici oluyor. Türkiye’nin önündeki asıl mesele ise bu yeni dönemde üretim gücünü ve teknolojik kapasitesini nasıl büyüteceği.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın Malatyalı İş Adamları Derneği’nin (MİAD) iftar programında yaptığı konuşma, bu dönüşümün ana hatlarını ortaya koyması açısından dikkat çekiciydi.
Türkiye’nin içinde bulunduğu jeopolitik tabloyu hatırlatan Bakan Kacır, yeni dönemin mantığını şu sözlerle özetledi:
"Cephede güçlü değilseniz masada güçlü olamazsınız. Askeri gücün önemli bir bileşeni ordunuzdur. Türk Silahlı Kuvvetleri dünyanın en güçlü ordularından biridir ama sadece güçlü bir ordunuz olması yetmez; o ordunun ileri teknolojilerle donatılması lazım."
Bu yaklaşım son yıllarda Türkiye’nin savunma sanayiinde yaşadığı dönüşümü de açıklıyor.
Türkiye artık yalnızca savunma sistemleri satın almıyor; giderek daha fazla yüksek teknoloji geliştirme ve üretme yolunda ilerliyor.
Bakan Kacır savunma teknolojilerindeki bu dönüşümü şöyle anlatıyor:
"Türkiye bugün insansız hava araçları alanında yüzde 68’lik pazar payıyla dünyada bir numaradır."
Jet motorlu SİHA’lardan havadan havaya füze kabiliyetine kadar uzanan bu teknolojik kapasite, savunma sanayiinin artık yalnızca askeri değil aynı zamanda yüksek teknoloji üretimi anlamına geldiğini gösteriyor.
Bu nedenle........
