Sanayiye Anadolu daveti, savunmada 2. sıçrama çağrısı
Türkiye sanayisi yeni bir dönemin eşiğinde. Bir yanda üretimin coğrafyasını değiştirmeyi hedefleyen Anadolu’ya yayılma planı, diğer yanda teknolojik kapasiteyi büyütmeyi amaçlayan savunma sanayinde ikinci sıçrama arayışı… İstanbul’da iş dünyasının geniş katılımıyla düzenlenen “İstanbul Dostları” sahur programında Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın verdiği mesajlar, Ankara’nın sanayi politikasında önümüzdeki yıllara damga vuracak iki stratejik başlığı ortaya koydu: İstanbul sanayicisini Anadolu’da kurulacak yeni üretim üslerine davet etmek ve savunma sanayi ekosistemine 5 bin yeni firma kazandırmak.
Program, İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Kemal Akar’ın Serdar Urfalılar ile başlattığı ve başkanlığını yürüttüğü “İstanbul Dostları” platformunun düzenlediği geleneksel sahur buluşmasında gerçekleşti. İş dünyasından yaklaşık 700 kişinin katıldığı toplantı, Türkiye sanayisinin mevcut durumuna ve geleceğine dair önemli mesajlara sahne oldu.
Savunma sanayinden teknoloji sıçraması
Türkiye son 20 yılda savunma sanayinde dikkat çekici bir dönüşüm yaşadı. Yaklaşık 22–23 yıl önce savunma sanayi ihtiyaçlarının yüzde 80’den fazlasını ithal eden bir ülke konumunda olan Türkiye, bugün birçok kritik teknolojiyi kendi imkânlarıyla geliştirebilen bir üretim kapasitesine ulaştı.
Özellikle insansız hava araçları alanında Türkiye’nin küresel ölçekte güçlü bir oyuncu haline geldiği görülüyor. Bakan Kacır’ın verdiği bilgilere göre bugün dünyada satılan her üç İHA ve SİHA’dan ikisi Türkiye’de üretiliyor.
Savunma sanayi ekosistemi de bu süreçte hızla büyüdü. Türkiye’de bugün yaklaşık 3 bin 500 savunma sanayi şirketi faaliyet gösteriyor. Ancak Ankara’nın hedefi bununla sınırlı değil. Bakan Kacır, savunma sanayinde elde edilen teknolojik birikimin daha geniş bir üretim tabanına yayılması için en az 5 bin firmanın daha bu sektöre kazandırılması gerektiğini vurguladı.
Bu yaklaşımın temelinde savunma sanayinin yalnızca askeri üretim alanı olmaktan çıkıp yüksek teknoloji üretiminin itici gücü haline gelmesi yatıyor. Türkiye’nin son yıllarda geliştirdiği teknoloji ekosisteminin önemli bir bölümü de bu alandaki yatırımlar sayesinde büyüdü.
Ar-Ge’de büyük sıçrama
Türkiye’nin araştırma geliştirme kapasitesindeki artış da bu dönüşümün önemli göstergelerinden biri. Yaklaşık 23 yıl önce Türkiye’nin Ar-Ge harcaması 1.2 milyar dolar düzeyindeydi. Bugün bu rakam 20 milyar dolara ulaşmış durumda.
Daha dikkat çekici olan ise özel sektörün bu alandaki rolü. 2000’li yılların başında özel sektörün Ar-Ge harcaması yaklaşık 350 milyon dolar civarındaydı. Bugün bu rakam 13 milyar dolara yükselmiş bulunuyor.
Teknoparkların yaygınlaşması, teknoloji girişimlerinin artması ve üniversite-sanayi iş birliğinin gelişmesi Türkiye’nin yüksek katma değerli üretim kapasitesinin büyümesine katkı sağladı. Ancak Ankara’ya göre asıl mesele bu kapasitenin daha geniş bir sanayi tabanına yayılması.
Sanayinin coğrafyası değişiyor
Bakan Kacır’ın konuşmasında dikkat çeken ikinci büyük başlık ise sanayinin Türkiye içinde daha dengeli bir dağılıma kavuşturulması.
Bugün Türkiye’de sanayi üretiminin yaklaşık yüzde 85’i İstanbul ve Kocaeli başta olmak üzere yalnızca 15 şehirde gerçekleşiyor. Buna karşılık geri kalan 66 ilin payı........
