menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Borsaya reform, fonlara hızlı ve adil tasfiye

99 0
21.09.2026

Haftaya sermaye piyasalarında yeni bir kararla başlıyoruz.

SPK, tasfiye kapsamına alınan yatırım fonlarında daha önce üç ay olarak belirlenen tasfiye süresini altı aya çıkardı. Kararın gerekçesi açık. Fonların portföy yapıları ve piyasa koşulları dikkate alınarak, varlıkların mümkün olduğunca uygun koşullarda satılabilmesine imkân sağlamak. SPK ayrıca altı aylık sürenin mutlaka sonuna kadar kullanılmasının gerekmediğini, koşullar elverirse tasfiyenin daha erken tamamlanabileceğini belirtiyor.

İlk bakışta bu, piyasa açısından olumlu.

Çünkü üç ay içinde tasfiye edilmek zorunda kalan 131 fonun elindeki varlıkların aynı anda satılması, özellikle likiditesi düşük hisselerde yeni bir satış dalgası yaratabilirdi. Altı aylık süre, tasfiye kuruluşlarına daha geniş bir zaman penceresi veriyor. Böylece “ne pahasına olursa olsun sat” baskısı azalıyor.

Ama kararın diğer tarafında başka bir gerçek var. Piyasa nefes alırken fon yatırımcısı bekleyecek.

Çünkü tasfiye edilen varlıkların satış süresi uzadıkça, bunlardan doğacak nakdin yatırımcıya dağıtılması da gecikebilir.

Dolayısıyla yeni kararın iki yüzü var.

Bir yüzünde piyasa istikrarı, diğer yüzünde yatırımcının parasına kavuşma süresi bulunuyor.

İşte bundan sonra asıl sınav, bu ikisi arasında doğru dengenin kurulması olacak.

11 trilyon liralık piyasada küçük bir sorun değil

Burada önce ölçeği görmek gerekiyor.

Türkiye'de yatırım fonlarının toplam büyüklüğü artık 11 trilyon liraya yaklaşıyor. Fon yatırımcısı sayısı da 6 milyona dayanmış durumda.

Dolayısıyla bugün yaşanan sorun birkaç portföy yönetim şirketinin veya birkaç profesyonel yatırımcının meselesi değil. Milyonlarca tasarruf sahibini ilgilendiriyor.

Ancak bir başka ayrıntıyı da gözden kaçırmamak gerekiyor. Sorun bütün fon piyasasında değil.

Tasfiye kapsamına alınan 131 fonun büyüklüğü toplam fon piyasasının yaklaşık yüzde 10'u civarında. Başka bir ifadeyle sorunlu bölüm büyük ve ciddiye alınması gereken bir alan olmakla birlikte, piyasanın yüzde 90'ı bu tasfiye operasyonunun dışında. Bu ayrım çok önemli.

Çünkü 11 trilyon liralık fon piyasasının tamamına güven kaybı bulaşması ile yaklaşık yüzde 10'luk sorunlu bölümün karantinaya alınarak tasfiye edilmesi aynı şey değil.

Asıl mesele şimdi bu yüzde 10'luk bölümün nasıl temizleneceği ve kalan yüzde 90'ın nasıl korunacağı.

Tasfiye süresi uzadı, satış baskısı azalacak

SPK'nın yeni kararı tam da burada devreye giriyor. Üç aylık süre, özellikle piyasanın sığ olduğu hisselerde ciddi bir “zorunlu satıcı” problemi yaratabilirdi. Bir fonun elindeki hisseyi satmak istemesi başka şeydir. Satmak zorunda olması başka şeydir.

İkinci durumda fiyatı piyasa belirlemez, zaman belirler. Zaman daraldıkça satış baskısı artar. Satış baskısı arttıkça fiyat düşer. Fiyat düştükçe fonun net aktif değeri geriler. Bu da tasfiye sürecindeki yatırımcının zararını büyütebilir.

Altı aylık süre bu zinciri kırma imkânı veriyor.

Dolayısıyla Borsa İstanbul açısından bakıldığında kararın önemli bir rahatlatıcı tarafı var.

Özellikle geçen hafta yaşanan sert satışların ardından piyasanın önündeki en büyük risklerden biri, tasfiye kapsamındaki fonların aynı anda ve kısa sürede pozisyon kapatmasıydı. Şimdi bu riskin zamana yayılması mümkün hale geliyor.

Ancak bunun bedeli yatırımcının bekleme süresi.

Piyasa kazanırken yatırımcı kaybetmemeli

İşte burada çok hassas bir denge kurulması gerekiyor. Tasfiye süresinin altı aya çıkarılması, yatırımcının parasını altı ay bekletmek anlamına gelmemeli. SPK'nın açıklaması da zaten bunun altını çiziyor. Altı aylık süre azami süre ve koşullara göre daha erken tasfiye yapılabilecek.

Bu nedenle tasfiye sürecinin performansı sadece “piyasaya ne kadar az satış baskısı getirdiğiyle”........

© Habertürk