Orta Doğu’da savaş
Orta Doğu, Mart 2026 itibarıyla son on yılların en kritik ve dönüştürücü askeri/siyasi kırılmalarından birini yaşıyor. 28 Şubat 2026’da başlayan ve “Epic Fury Operasyonu” olarak adlandırılan ABD-İsrail müşterek hava harekatı, bölgedeki dengeleri kökten sarsmış durumda.
1. İran-ABD Sıcak Çatışması: 28 Şubat Kırılması
2026 yılının başında nükleer müzakerelerin tıkanması ve İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerinde “geri dönülemez” noktaya ulaştığı iddiaları, Washington ve Tel Aviv’i harekete geçirdi. 28 Şubat’ta başlayan saldırılar, sadece nükleer tesisleri değil, İran’ın komuta-kontrol merkezlerini ve balistik füze sahalarını da hedef aldı.
Durum (3 Mart 2026): İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in saldırılarda hayatını kaybettiğinin doğrulanması, Tahran’da büyük bir otorite boşluğu ve rejim krizi yarattı.
Askeri Boyut: ABD ve İsrail’in İran semalarında hava üstünlüğünü kurduğu, 2.000’den fazla hedefin vurulduğu bildiriliyor. İran ise misilleme olarak bölgedeki ABD üslerine ve müttefik Körfez ülkelerine (Bahreyn, BAE, Kuveyt) füze ve drone saldırıları düzenledi.
Küresel Etki: Petrol fiyatları tek bir günde %8 artış gösterdi; Dow Jones endeksi 500 puanlık bir kayıp yaşadı. Hürmüz Boğazı resmen kapanmasa da, artan riskler nedeniyle deniz nakliye maliyetleri ’ye yakın yükselmiş durumda.
2. Orta Doğu’da Güç Boşluğu ve Yeni Aktörler
2025 yılında Suriye’de Esad rejiminin devrilmesiyle başlayan değişim, 2026’daki bu savaşla birlikte bölgeyi tamamen “sahipsiz” bir rekabet alanına çevirdi.
Bölgesel Aktörlerin Durumu:
Türkiye: Ankara, çatışmanın dışında kalarak insani koridorlar ve diplomatik çözüm arayışlarını sürdürüyor. İran sınırındaki kapıların (Gürbulak, Kapıköy) açık tutulması, muhtemel bir göç dalgasına karşı teyakkuz halini gösteriyor.
İsrail: İran’ın “ileri savunma” hattı olarak gördüğü Hizbullah ve diğer vekil güçlerin zayıflamasını fırsat bilerek, bölgede “rakipsiz hegemon” olma stratejisini izliyor.
Körfez Ülkeleri: Suudi Arabistan ve BAE, bir yandan İran’ın füze tehdidiyle boğuşurken, diğer yandan savaş sonrası yeni bölgesel mimaride kendi güvenliklerini garanti altına almaya çalışıyor.
3. Senaryolar: Savaş Nereye Evrilir?
2026 Mart ayındaki bu çatışmanın dört muhtemel sonuç doğurabileceğini öngörüyor:
2026, Orta Doğu için “yarım kalmış işlerin” tamamlandığı ya da yeni ve daha büyük krizlerin kapısının aralandığı bir yıl oluyor. İran’ın merkezi otoritesinin sarsılması, bölgedeki tüm vekil savaşlarını (Suriye, Yemen, Irak) doğrudan etkileyecek ve yeni bir statükonun kurulmasına neden olacaktır. Ancak bu sürecin maliyeti, hem insani hem de ekonomik açıdan küresel çapta hissedilmeye devam ediyor.
Özellikle Türkiye’nin stratejik konumu ve ekonomik yansımalar ekseninde analizi derinleştirelim. Zira 2026 Mart ayı itibarıyla Türkiye, bu devasa yangının hemen yanındaki “istikrar adası” olma rolünü korumaya çalışırken, ekonomi dünyası “petrol şoku” ile sarsılıyor.
1. Türkiye’nin Rolü: “Aktif Tarafsızlık” ve Arabuluculuk
Ankara, 28 Şubat’ta başlayan harekatın ardından NATO müttefiki ABD ile komşusu İran arasında çok hassas bir denge gütmeye başladı.
Güvenlik ve Sınır Hattı: Türkiye, İran sınırındaki askeri varlığını en üst seviyeye çıkardı. Temel amaç, İran’daki olası bir otorite boşluğundan faydalanabilecek terör unsurlarının (PKK/YPG gibi) sızmasını engellemek.
İnsani Koridor: Van ve çevresinde geçici barınma merkezleri kuruldu. Tahran’daki kaosun büyümesi durumunda yaşanacak kitlesel göç dalgasını sınırın ötesinde karşılama stratejisi izleniyor.
Diplomatik Kavşak: Türkiye, şu an bölgede hem İsrail hem İran hem de ABD ile doğrudan veya dolaylı konuşabilen nadir aktörlerden biri. Moskova ile eşgüdümlü olarak bir “Tahran Barış Konferansı” önerisi gündemde.
2. Ekonomik Yansımalar: “Küresel Tedarik Kabusu”
Savaşın başlamasıyla birlikte piyasalar 1970’lerdeki petrol krizine benzer bir şok yaşadı.
Enerji Fiyatları: Brent petrolün varil fiyatı Mart başı itibarıyla 120$ bandını zorluyor. Bu durum, özellikle Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerin cari açığı ve enflasyonu üzerinde baskı oluşturuyor.
Lojistik ve Rotalar: Hürmüz Boğazı’nın “riskli bölge” ilan edilmesi, Çin’den Avrupa’ya giden malların rotasını tamamen değiştirdi. Orta Koridor (Türkiye üzerinden geçen hat), Süveyş Kanalı ve Hürmüz’e alternatif olarak tarihin en yoğun dönemini yaşıyor.
Altın ve Güvenli Limanlar: Ons altın fiyatlarındaki keskin yükseliş, yatırımcıların bölgedeki belirsizlikten kaçışını........
