Hristiyan Siyonizmi: Aynı hedefe, farklı bir yoldan mı?
Ortadoğu siyasetini takip eden herkes “Siyonizm” kelimesini duyduğunda aklına genelde tek bir şey gelir: Yahudi halkının Filistin topraklarında bir devlet kurma ve bu devleti koruma hedefi güden milliyetçi hareket. Oysa son yarım yüzyıldır, özellikle Amerika Birleşik Devletleri’nde, bambaşka bir kaynaktan beslenen ama benzer sonuçlara hizmet eden ikinci bir Siyonizm türü daha var: Hristiyan Siyonizmi. Bu iki hareketi aynı kefeye koymak, ikisini de yanlış anlamak anlamına geliyor.
Hristiyan Siyonizmi’nin fikri temelleri 19. yüzyıla, İngiltere’de Lord Shaftesbury gibi isimlerin Yahudilerin Filistin’e “dönüşünü” desteklemesine kadar uzanır. Ancak hareketin asıl motoru, Amerikan vaizi William Blackstone’un 1878’de yayımladığı ve dönemin en çok satan dini kitaplarından biri haline gelen Jesus is Coming adlı eseriyle döşenmiştir. Blackstone’un ve onu izleyen dispansiyonalist teologların ortaya koyduğu okuma şuydu: Yahudilerin kutsal topraklara dönüşü, İsa’nın ikinci gelişinden önce gerçekleşmesi gereken kehanetlerin bir parçasıdır. Yani buradaki motivasyon, ulusal bir kurtuluş projesi değil, teolojik bir zaman çizelgesidir.
İlginçtir ki bu düşünce, aynı dönemde Theodor Herzl’in öncülük ettiği laik ve siyasi Yahudi Siyonizmi’yle kesişmiş, hatta zaman zaman iç içe geçmiştir. Balfour Deklarasyonu’nun mimarlarından Arthur Balfour’un da bu tür dini motivasyonlardan etkilendiği söylenir. Fakat kesişme noktası aynı zamanda ayrışmanın da başladığı yerdir.
Yahudi Siyonizmi, özünde bir kurtuluş ve........
