Nazar oldu 6 Şubat
Takvim yapraklarında bir tarih gibi durmuyor artık; kalbin en derin yerine düşmüş bir kor ateş gibi duruyor. Zaman ilerliyor ama o sabah geçmiyor. Şehirler uykularından değil, hayattan uyandırıldı. Duvarlar çöktü, sokaklar sustu, sabah karanlığa yakalandı, insanlar sevdiklerinden ebedi bir şekilde ayrıldı.
O gün, sadece binalar yıkılmadı. Sesler yarım kaldı, vedalar eksik. Sabah “uyan” demeye fırsat bulamayan anneler, bir daha sarılamayan babalar kaldı geriye. Birkaç şehir enkaz altındaydı ama asıl göçük insanın içindeydi. Her taşın altında bir hikâye, her boşluğun içinde bir yokluk vardı.
6 Şubat, insanın ne kadar savunmasız ve hayatın ne denli ince bir dengede durduğunu yüzümüze acı bir şekilde gösterdi. Gücümüz sandığımız şeylerin ne kadar geçici olduğunu, ölümün bizlere bir nefes kadar yakın olduğunu ve sahibi olduğumuzu sandığımız hiçbir şeyin bize ait olmadığını gösterdi. Aynı anda hem çaresizliğin, hem dayanışmanın en saf hâlini yaşadık. Tanımadığımız eller uzandı birbirimize, göz göze gelmeden ağladık aynı acıya. Buna yürekler dayanmadı. O acı hala belleklerimizde.
Aradan geçen zamanda acının ağırlığı hafiflemedi ama en azından biliyoruz ki tek yürek olarak aynı duygulardayız ve yalnız değiliz. Devletimiz sağolsun, ilk andan itibaren sahadaydı. Enkaz başında........
