Ahlaki hırs, başarı tutkusu mu, etik erozyon mu?
Bence ahlaki hırs, modern toplumda başarıyı kutsallaştıran yapının birey üzerinde kurduğu, sessiz ama sürekli baskının bir sonucu olarak ortaya çıkıyor. Başarmanın neredeyse varoluşsal bir zorunluluk hâline geldiği bir dünyada, etik ilkelerin giderek “ertelenebilir” görülmesi bana tesadüf gibi gelmiyor.
Bence, hırsın kendisi sorunlu değil. Aksine, insanı harekete geçiren, ilerleten, hatta dönüştüren bir güç olabiliyor. Ancak ahlaki hırs dediğimiz noktada, bu itici gücün yönünü kaybettiğini düşünüyorum. Kişi artık “nasıl başardığıyla” değil, yalnızca “başarıp başaramadığıyla” ilgilenmeye başlıyor. Burada ahlak, içsel bir pusula olmaktan çıkıp, gerektiğinde başvurulan bir vitrin süsüne dönüşüyor. Bence tam da bu noktada vicdan, sessizce geri çekiliyor.
Sosyolojik olarak baktığımda, ahlaki hırsın özellikle rekabetin yoğunlaştığı,........
