Hayatın Filmi: Şirin Baba ile Gargamel’in Hikâyesi
Zindandan Mehmed'e Mektup Şiirinden“Mehmed’im, sevinin, başlar yüksekte!Ölsek de sevinin, eve dönsek de!Sanma bu tekerlek kalır tümsekte!Yarın, elbet bizim, elbet bizimdir!Gün doğmuş, gün batmış, ebed bizimdir!”— Necip Fazıl Kısakürek________________________________________Sevgili dostlar…Şu hayat dedikleri şeyin sırrını bazen en basit görünen hikâyeler anlatır insana.Tom ve Jerry’de Jerry olmasa…Tom neyin peşinden koşacaktı?Şirinler’de Gargamel olmasa…Şirin Baba o küçük maviciklere neyi öğretecekti?Batman’in karşısında Joker bulunmasa…Batman sadece servet sahibi bir adam olarak kalmayacak mıydı?Hz. Musa’nın karşısında Firavun olmasa…Hak ile batılın destanı insanlığa nasıl ibret olacaktı?Demek ki, kavanoz dipli dünyanın mayasında bir çatışma var.Bir zıtlık var.Bir imtihan var.Çünkü karanlık olmadan ışığın kıymeti anlaşılmaz.Açlık çekmeyen, nimetin şükrünü tam bilemez.Kaybetmeyen, kazanmanın ne demek olduğunu anlayamaz.İnsan ne kadar susarsa, bir yudum su o kadar cennet olur.Ne kadar acıkırsa, kuru bir ekmek parçası bile ziyafete dönüşür.Bugünün insanı konforu saadet zannediyor.Hâlbuki insanı büyüten şey rahatlık değil; mücadeledir.İnsanı insan yapan; inancı kadar sevgisi, dostluğu kadar sadakati ve mücadele karşısında gösterdiği dirayettirEfendim, bir filmin içinde kötü adam yoksa;ne heyecan olur,ne merak olur,ne de kahraman ortaya çıkar.Hayat da aynen böyledir.Sabır, sıkıntının bağrında yetişir.Cesaret, korkunun içinden........
