menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hamuşan Meclisi (Muhataplarına Bir Şiir)

10 0
30.03.2026

Birileri hep söyledi ömrüm boyunca "İlmi Siyaset bilmek lazım", "Mürai olmak gerek", "susmak lazım, kendini ortaya atma", "canım hakkı söyle ama her zamanve her yerde de söylememek lazım" diye, yine öyle bir zaman dilimine denk geldik sanırım. Yüreklilerin örselendiği, yüreksizlere prim yaptırılmaya çalışıldığı zamanlardan bir zamana...

Sanki herkes kendisine emanet edilen nefeslerin sayısını biliyor ve daha uzun yıllar yaşayacaklarından emin bir şekilde doğruluğu ve dürüstlüğü habire öteliyorlar. İşte buna alışamadım bir türlü, ertelenmiş bir nefes bile doğruluk olmadığına inandığım ömrümce, bir sonraki nefesimin garantisinin olmadığına yürekten iman ettiğim gibi. Ve öyle bir meclise bir kez daha şahit olduktan sonra dayanamadım ve aşağıdaki dizeler döküldü gönlümden, kalemimden (eminim birçoğunuza çok tanıdık gelecektir)

Hamuşan meclisine uğramışım meğerse,Dostlarım oturmuşlar, susup duruyorlardı…Sıcak gündeme dair, sualler ettimse de,Birbirlerine bakıp, sessiz kalıyorlardı…

Stratejik düşünce, böyle olsa gerekti,Stratejik takılıp, düşüncelere dalmak…Oysa söz söyleyecek, sadece bir yürekti, Meğer o da dilsizmiş, kadermiş hayıflanmak…

Sen, ben, o, biz olmadan kim söyler hakikati,Zulme kim karşı çıkar, mazlumu kim korurdu…Kimse umursamıyor, ehliyet, liyakatiAydını böyle olan, vatandaş ne olurdu…

“Aman kardeş ne olur, öyle açık konuşma,Yarın bir gün adamlar, bizlere lâzım olur…Sen yine de şimdilik, ete, süte bulaşma,Önce güç lâzım bize, gerisi sonra olur…”

Hâlbuki önce bize, lâzım hak ve adalet,Doğruluk ertelenmez, ötelenmez erdemdi…Şimdi susup durmanız, değil mi gerçek zillet?Haykırmaya gün bu gün, kıyama dem bu demdi…

Hayallerim yeniden, yıkıldı birer birer,Ne öksüzmüş “ideal”, “ne garibmiş bu dâvâ”…Ahir zaman ümmeti, bilmezmiş hayır ve şer,Nerde Nizam-ı Âlem, ne yetim bir iddia…

Tarihî mesuliyet, bu yorgun omuzlarda,Ümmetin ümidiydik, kor ateşte kavrulduk…Ey kadim medeniyet, mahzunsun sen de hâlâKüller mangalda kaldı, rüzgârda biz savrulduk…

Olsun varsın, “Saatler yalan yanlış işlesin.”Bozulmamış yürekler, bulunur nasıl olsa…“Kor ateşi elinde tutacak nesil” gelsin,Sessiz kahramanlarla (!) yürünmez bu yollarda…

Ahmet Kağan Karabulut


© Habername