menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İRAN SAVAŞI'NIN GÖSTERDİKLERİ VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

18 0
05.03.2026

İRAN SAVAŞI'NIN GÖSTERDİKLERİ VE DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLERRejim MeselesiEn başta şunu belirtmek isterim ki İran, İslam ümmetine özellikle de Sünni kesime öylesine büyük acılar yaşattı ki, ne tür bir musibetle karşı karşıya kalmış olursa olsun kılını bile kıpırdatmayacak bir Müslüman kitlenin zuhura gelmesine sebebiyet verdi. Hele ki, en son icraati Suriye'de milyonlarca insanın kanına girmesi, kendisine duyulan kini ve nefreti daha da katlamış oldu. Buna paralel tarih boyunca Safeviler'den bugüne Gaza ehline karşı Haçlılar'la o kadar derin işbirliklerine girişti ki, benzer danışıklı dövüşlere Humeyni devriminden bu yana o kadar şahit olduk ki, İsrail ya da ABD ile giriştiği her çatışmaya hep bir soru işaretiyle yaklaşır olduk. Ancak, kendi adıma şunu söyleyebilirim ki, bir kaç ay önceki İsrail ve şimdiki ABD-İsrail saldırıları sonrası manzara çok ama çok değişti.Bazı arkadaşlar hala daha AB-D ve İsrail, kendi kurup beslediği İran rejiminden kolay kolay vazgeçmeyeceği düşüncedeler ancak, bazı şeyleri kaçırıyorlar. Zira Saddam'ın, Kaddafi'nin Hüsnü Mübarek'in ve "Esad"lar'ın baas zihniyetlerini de doğuran ve besleyip büyüten yine aynı küresel çeteydi. İşleri bitti ya da bu isimler/devletler artık ellerine avuçlarına gelmez bir hale geldiler, işte o vakit ipleri çekildi ve tekrardan hizaya çekilir oldular. Gelinen bu noktada İran'a karşı takıntıları tavrın tam da bu olduğuna inanmaktayım. Zira son iki çatışma ortamında İran pek çok bakanını, en üst düzey komutanlarını, Nasrallah gibi Hizbullah efsanesini!, bilim insanlarını ve en nihayetinde de rejiminin ruhani lideri Ali Hamaney'i kaybetti. Bu kadarına da artık danışıklı dövüş demek, mezhep taassubunun da ötesinde zihinsel bir körlüktür.Kaldı ki, İran rejiminin en büyük görevi, Haçlı zihniyetine karşı asırlarca bela olmuş Ehli Sünnet anlayışına karşı ümmeti bölmek ve bu birliğin sağlanmasının önüne geçmektir. Ancak gelinen noktada ne AB-D ne de siyonist İsrail, karşısında güçlü ve dirlik içerisinde bir Sünni dünyası/tehlikesi görememekte. Keza Sünni Dünyanın önde gelen ülkeleri Suudi Arabistan, Mısır ve hatta BAE hep kendi avuçlarında oynattıkları birer kuklaya dönmüş durumdalar. Etkili tek güç diyebileceğimiz Türkiye ise özellikle içten, dıştan çok yönlü hırpalanarak güçsüzleştirildi. Nitekim, Recep Tayyip Erdoğan kalesi sayılan büyük şehirleri bir bir kaybetti. Genel seçimler hep bir soru işareti. Hal böyleyken, Erdoğan özellikle Trump ile "sistem içerisinde kalma"ya yönelik bir anlaşma yaptı. Bundan dolayı son 2-3 senedir Türkiye büyük çapta dış operasyon (gerek ekonomik gerekse de siyasi-askeri) yememektedir. Türkiye tavrını daha çok yine sistem içerisinde kalarak diplomasiyle çözme yoluna gitmiştir. Ancak gelin görün ki ne siyonist İsrail ne de onun emir eri Trump/ABD ne bir insan hakkı ne de uluslararası hukuk kuralı........

© Habername