A. İzzet Paşa'nın Dilinden Balkan Harbi'nde İttihat ve Terakki
Malumunuz, Mayıs ayının yaklaşık son 10 günü tarihimiz açısından çok önemli olayları içerisinde barındırmaktadır. Bunlar sırasıyla;1) 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Atatürk'ün, Samsun'a çıkışı.2) 29 Mayıs 1453'te Sultan Mehmet'in, Fatih olarak İstanbul'un Kutlu Fethi'ni gerçekleştirmiş olması.3) 30 Mayıs 1876'da Sultan Abdülaziz Han'ın, Selanik merkezli İttihatçı darbeciler tarafından tahtan indirilmesi ve bir kaç gün sonra bileklerinin kesilmesi suretiyle katledilmesi.Hal böyle olunca 29 Mayıs itibariyle bir kesim, kasıtlı olarak özellikle sosyal medya üzerinden çirkin bir görsel piyasaya sürdü ve yoğun bir etkileşim havası estirdi. Görselin en tepesinde Fatih Sultan Mehmed Han resmi ve karşısında "FETHETTİ", ortada Sultan Vahideddin resmi ve karşısında "İŞGAL ETTİRDİ, en altta ise Mustafa Kemal resmi ve karşısında "KURTARDI" yazmaktaydı. Peki manzara tam olarak bundan mı ibaretti?Her zaman söylerim. Binlerce yıllık tarihimizin en karmaşık ve en flu evresi, yakın tarihimizdir. Bu saha öylesine mayınlı, öylesine kavram kargaşası barındırır ki, temas etmeye kalkan tabiri caizse ya yanıp imha olur ya da merhum Cemil Meriç Üstadın deyimiyle beyinleri-zihinleri iğdiş edilir.Örneğin, yaklaşık 10 sene evvel bizzat milletimizin çıkarttığı uluslararası çapta en büyük tarihçilerimizden Prof Dr Halil İnalcık Hocamız (o zaman hayattaydı) adına bir okuru ya da talebesi tarafından açılmış bir sosyal medya sayfasında İngiliz arşivlerinden elde edilmiş İngiliz askerlerinin işgal altındaki İstanbul'u alkışlı, cümbüşlü "terk etmelerine" dair orijinal görüntüleri yine bizzat bu gözlerle izlemiştim. Kaldı ki, buna benzer görüntülere/görsellere zaten daha öncesinde de vakıftık. Ancak böyle bir isim altında açılmış sayfada orijinal İngiliz arşiv video görüntülerinin paylaşılmış olması olayı daha bir etkili kılıyordu. Şimdi mantıklı bir tarihçi ya da insan/vatandaş, "Bu nasıl bir kurtuluş?" diye sormaz mı? Ayrıca enteresandır, bu video paylaşımı kısa bir süre sonra sayfadan kaldırıldı. İyi de neden?Nitekim yine böyle yakın tarihlerde, İBB tarafından kendisine İstanbul'un Kurtuluşu dolayısıyla düzenlenen etkinliklerde konuşmacı olarak davet gelen Prof Dr İhsan Süreyya Sırma Hocamız, bu daveti "Ben öyle bir şey bilmiyorum. İstanbul neden kurtulmuş?.." diyerek reddetmiştir.Dedim ya... Yakın tarihimiz anlam, kavram hatta bizzat olaylar ve şahsiyetler karmaşası! Bu uzun girizgahtan sonra yine bunun paralelinde ana konumuza gelecek olursak, Osmanlı Cihan Devleti'nin son asrına özellikle de son 50 senesine damgasını vurmuş, dilediğini çıkartmış dilediğini indirmiş hatta yok etmiş bir İttihat ve Terakki gerçeğini görmezden gelip hatta hiçe sayıp memleketin dört bir yanında cereyan etmiş her bir olumsuz vakayı yalnızca Padişah(lar)tan bilmek, ne kadar doğru bir bakış acısıdır?Prof Dr Ebubekir Sofuoğlu ve yine Prof Dr Ahmet Şimşirgil gibi akademisyenler, bu zaman dilimi içerisinde Padişahlara darbeler, yine Padişah ve devlet erkanına, gazetecilere suikastlar tertip eden, özellikle İngiltere gibi dış bağlantılı ve mason locaları talimatlı operasyonlar düzenleyen İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin, Osmanlı Cihan Devleti'ni içeriden yıkan en büyük etken olduğunu ileri sürerler.İlginçtir, liberal düşüncelerine pek katılmasam da eski renkli siyasetçilerimizden Besim Tibuk, İttihatçılar için "Selanik giderse İstanbul-Osmanlı gider gözüyle baktıkları Selanik'i Balkan Harbi'nde 50 tane çapulcuya teslim ettiler" ifadelerini kullanmıştır. Yani neredeyse İstanbul'dan bile değerli gördükleri, deyim yerindeyse "Yeni Ötüken" olarak belledikleri Selanik'i, öylece peşkeş çekmişler! Peki Balkan Harbi'nde gerçekte neler olmuştu? Dilerseniz bu sorunun cevabını, dönemin baş kahramanlarından/tanıklarından Ahmet İzzet Paşa'nın bu yakın dönemimize ışık tutan FERYADIM isimli iki ciltlik eserinde arayalım.Ahmet İzzet Paşa, Sultan II. Abdülhamid zamanına iz bırakmış, yine bu dönemde şimdiki ismiyle Genel Kurmay Başkanlığı, Dahiliye ve Hariciye Nazırlıkları (Bakanlıkları) ve hatta Sadrazamlık görevlerinde bulunmuş, dönemin en meşhur paşalarındandır. Kendisi yine adı geçen eserinden öğrendiğimiz kadarıyla Sultan II. Abdülhamid Han'a zeka ve strateji açısından saygı duyan lakin muhaliflerine tavrı ve bazı yetersiz kimseleri layık olmadıkları makamlara getirdiği gerekçesiyle eleştiren, İttihat ve Terakki mensuplarından ise aralarında bazı samimi isimlerin olduğunu kabul etmesine rağmen pek haz etmeyen ortada bir şahsiyetti.A. İzzet Paşa adı geçen eserinde bu dönemde meydana gelen olayları çok kasvetli ve gönül paralayıcı olarak tanımlar ve Balkan Savaşı'ndaki o acı bozgunumuzun nedenlerini üç ana başlıkta sıralar. Buna göre;1) Bu dönemde ordunun her anlamda terkedilmiş ve ihmale uğramış olması.2) Ordu içerisindeki eksikliklere ve zaaflara yönelik ıslah hareketlerinden tam olarak netice alınması beklenilmeden pervasız ve tecavüzkar bir tavırla hep bir savaş yanlısı yol tutulması. Bunun sebeplerini de şöyle sıralar;a) Bütün kuvvetleri eline geçirmiş İttihat ve Terakki'nin idare-yönetim anlayışındaki mevcut olan çok başlılık ve bunun yanında bu cemiyete bağlı devlet adamlarının aşırı hırslı, cahil, bazılarının yabancı casusu ve hunharca aldanmış kimseler oluşları.b) Bu hırslı, cahil ve hunharca/çılgınca bir ruha sahip, dolayısıyla zafiyet içerisindeki yapıyı kolaylıkla provoke eden ve kullanan vatanımıza karşı diş bilemiş düşman devletler/güçler.c) Gerek İttihatçı kabinelerin gerekse de Padişah yanlısı kabinelerin birbirlerine karşı besledikleri ve uyguladıkları acımasız tutumlar.3) Genelkurmay Başkanlığı'nca hazırlanan eylem ve hareket planlarının birileri tarafından kasıtlı bir şekilde dikkate alınmaması. Ordu tam olarak hazır edilmeden savaş ve taarruz haline geçilmesi. Tüm bunlar olup biterken insaflı ve tarafsız bir şekilde milleti uyarıp aydınlatacak erdemli bir aydın sınıfla halis ve adil-yansız ( ne hükümdar ne de zorba parti-cemiyet yanlısı)........
