Sevgi Uğruna
Fethi Sekin ve İçimizde Büyüyen Nefret
Bugün 5 Ocak. Fethi Sekin’in şehadetinin 8. yılında, bir kahramanı anarken asıl soruyu kendimize soruyoruz: Bu emaneti nasıl taşıyoruz?
Fethi Sekin’i konuşmak, tarih sayfalarında kalmış hüzünlü bir hikâyeyi anmak değildir. Onu konuşmak, yarına dair bir varoluş manifestosu okumaktır. Çünkü 5 Ocak 2017’de İzmir Adliyesi önünde yaşanan şey, bir polis memurunun görev tanımını aşan bir anlam taşıyordu. O an, bu coğrafyanın bin yıllık hayatta kalma refleksi bir kez daha devreye girdi.
Tarih kitapları o günü “bomba yüklü araç ve ağır silahlarla gelen teröristleri, beylik silahıyla durduran kahraman” diye yazacak. Ancak bizim için bu olay bir tarih dersi değil, yarına kalabilme umududur.
Sınırda Değil, Aramızda Büyüyen Tehlike
Bugün bu reflekse her zamankinden daha çok muhtacız. Ama tehlike artık sadece dağdan ya da sınırdan gelmiyor. Asıl tehlike; içimizde, aramızda, komşunun komşuya bakışında, aynı sofrayı paylaşan insanların birbirine tahammül edemeyişinde büyüyen o sessiz nefrettir.
Eğri oturalım, doğru konuşalım: Evet, ekonomik zorluklar var. Evet, toplumsal huzursuzluk var. Evet, adalette aksaklıklar, siyasette gerilimler var. Bunları yok saymak ahmaklıktır.
Ama başka bir gerçek daha var: Farklı........
