menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İYİ Kİ ALLAH VAR: VİCDANIN VE ADALETİN TEMİNATI

13 0
15.12.2025

İnsanlık tarihi, aynı köklü yanılgının gölgesinde yazılıyor: Kendini merkeze koyma, sınır tanımama, hesapsız yaşama arzusu. Habil ile Kabil'den Firavun'un kibirine, oradan modern çağın "mutlak özgürlük" söylemlerine kadar değişen sadece zaman ve dekor. İnsanın o kadim kibri, binlerce yıldır değişmeden sürüyor.

İnsan; sınırsız özgürlük, hesapsız güç ve mutlak sahiplik istiyor. Oysa tarihin ve günümüzün acı dersleri gösteriyor ki insan, evrensel bir değer sisteminden ve sorumluluğundan koptuğunda, doğadaki en yıkıcı varlığa dönüşebiliyor.

Kâinattaki Uyum ve İnsanın İstisnası

Kâinata baktığımızda muazzam bir düzen görürüz: Atomdan galaksiye her şey belirli yasalara uyuyor. Arı kusursuz petekler örüyor, okyanuslar dengesini koruyor, yıldızlar yörüngelerinde akıp gidiyor.

Mikrodan makroya her şey bir nizama tabi iken, kâinatın en bilinçli varlığı olan insanın başıboş ve sınırsız bırakılması düşünülebilir mi?

İnsan dışındaki varlıklar içgüdüsel olarak yaşıyor: Aslan açlığından avlanır, arı programlanmış gibi bal yapar, gezegen çekim yasalarına boyun eğer. Ama sadece insan "neden?" diye sorabiliyor, seçimler yapabiliyor ve bu seçimlerin sonuçlarını öngörebiliyor.

Bilim, insanların neden ahlaki duygular taşıdığını açıklayabilir. Ama asıl soru şu: Biyolojik çıkarım olmasa bile neden adaletli olmalıyım? İşte bu noktada bilimsel açıklama ile ahlaki yükümlülük ayrışır.

Bir Nazi subayının vahşeti kadar, bir Anne Frank'in günlüğündeki umut da; bir insanın bomba yapması kadar, başka birinin canını kurtarmak için kendini feda etmesi de salt içgüdüyle açıklanamaz. Bu, iradenin gücüdür.

Cüz'i İrade: Özgürlük ve Sorumluluğun Kesişimi

İşte burada "cüz'i irade" kavramı devreye giriyor. Allah, atomu fizik yasalarına, gezegeni çekim yasalarına boyun eğdirmiş; ancak insana seçme özgürlüğü vererek onu imtihana çekmiş.

Atom Allah'ın kanunlarına karşı çıkamaz, hayvan içgüdüsünün dışına çıkamaz. Ama insan çıkabilir. İşte bu yüzden insan hem yüce bir mertebeye yükselir hem de kendi eliyle düşebilir.

Bu irade, insanı sadece sorumlu kılmakla kalmaz; ona bir onur da verir. Çünkü meleklerin bile sahip olmadığı bir imkânı insan taşır: Bilinçli seçim yapma ve bu seçimle değer kazanma yeteneği.

Modern Çağın Yanılgısı

Modern dünyanın en yaygın sloganı: "BENİM." Benim bedenim, benim param, benim hayatım...

Bu ben-merkezci yaklaşım, insanı evrenin sahibi sanma yanılgısına sürüklüyor. Oysa kâinatta hiçbir şey sadece "kendisi için" yaşamıyor. Güneş sadece kendisi için doğmuyor, ağaç sadece kendisi için meyve vermiyor. İnsan nasıl sadece "ben" diyebilir?

İnsan, doğası gereği hayatını bir değer üzerine inşa etme ihtiyacı........

© Habername