menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sosyal Devletin Tasfiyesi: Tamamlayıcı Emeklilik ve Finansal Kuşatma

17 0
16.02.2026

​Sosyal devletin en temel vaadi, bireyin en savunmasız olduğu yaşlılık döneminde ona onurlu bir yaşam sunmaktır. Yıllarca ter döken, prim ödeyen işçinin emekliliği bir "lütuf" değil, ertelenmiş bir haktır. Ancak bugün Türkiye’de Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi (TES) adı altında parlatılan yeni model, bu kadim sözleşmeyi tek taraflı feshetme girişimidir. Bu, sadece bir sistem değişikliği değil; emekliliğin kamusal bir hak olmaktan çıkarılıp piyasa insafına terk edilmesi, yani emekliliğin özelleştirilmesidir.

​Borç Sarmalı ve "Tasarruf" İllüzyonu

​Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) ile başlayan süreç, halkın küçük tasarruflarını devasa fonlarda toplayarak bankacılık ve finans sistemine taze kan pompalama stratejisidir. "İnsanları tasarruf ettirerek enflasyonu düşürme" tezi, üretim ekonomisini felç eden, halkın alım gücünü budayan bir maskedir. Mevcut borca dayalı para sistemi, bu fonları devletin borçlanma senetlerine ve yüksek faizli enstrümanlara kanalize ederek, halkın alın terini finans baronlarının kâr hanesine yazdırmaktadır.

​Emekli Maaşının Ticarileşmesi

​Tamamlayıcı emeklilik, Sosyal Sigortalar Kurumu’nu kademeli olarak devre dışı bırakma (bypass) projesidir. Devlet, asli görevinden el çekerek vatandaşı "kendi başının çaresine bakmaya" zorlamaktadır. Enflasyon karşısında pul edilen emekli maaşları, bu yeni sistemin "zorunlu bir kurtarıcı" gibi pazarlanmasına zemin hazırlamaktadır. Oysa yapılan şey basittir: Hak olanın ticari bir ürüne dönüştürülmesi. 9,5 milyonu aşan yaşlı nüfusun geleceği, borsa grafiklerine ve fon yönetim şirketlerinin insafına emanet edilemez.

​Sistematik Bir Operasyon: Modern Kapitülasyonlar

​Geçmişte yapılan 70 milyar dolarlık özelleştirmenin bir yıllık faiz ödemesine dahi yetmemesi, sistemin yapısal bir çöküş içerisinde olduğunun en somut kanıtıdır. Bugün emeklilik sistemi üzerinden kurgulanan bu yeni hamle, borca dayalı sistemin modern kapitülasyonlarıdır. Vergilerle ve borç sarmalıyla kuşatılan millet, şimdi de ömür boyu ödediği primlerin mülkiyet haklarından mahrum bırakılmak istenmektedir.

​Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, emekliliği ticarileştiren yamalı bohça sistemler değil, sosyal devleti yeniden inşa edecek köklü bir zihniyet değişimidir. Siyasetin ve devlet mekanizmasının baştan aşağı, halkın refahını ve üretimi merkeze alacak şekilde yapılanması kaçınılmazdır. Toplumun bu büyük operasyonu görmesi ve hakkına sahip çıkması, gelecekteki sefaletin önündeki tek barajdır. Zulüm, sistemin dişlileri arasında meşrulaştırılamaz; bu devran elbet aslına rücu edecektir.


© Habererk