menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gidiyoruz birer birer! (Mustafa Verkaya Reisin Ardından…)

13 0
22.08.2026

Başlıkta birer birer gidenler derken kimden mi bahsediyorum?

Onlar, bir devre damgasını vuran, genç yaşta vatanları ve milletleri için en değerli varlıkları olan canlarını ortaya koyarak şanlı bir mücadele veren ülkücülerdir.

Herkesin Leylası peşinde koştuğu bir dönemde onlar Mevlaları peşinde koşmuş, ülkeyi saran tehlikeye dur demek için hayatlarının en verimli zamanını, gençliğini feda etmiş yiğitlerdir.

O yiğitler ki vatanı ve milleti koruma uğruna girdikleri cezaevlerini “Taş Medreselere”, “Yusufiyelere” çevirmesini bilmiş, hayatın en ağır yükünü çekmelerine rağmen çektiklerinden hiç şikâyet etmemişlerdi.

O yiğitler bugün bile hala aynı ruh, aynı heyecan ve aynı ülküyle “vatan aşkı, millet aşkı, bayrak aşkı” diyerek davalarına sahip çıkmaktadırlar.

Onların biyolojik yaşları yetmişe, seksene dayansa da ruh yaşları hala 19’dur. Değerli büyüğümüz Orhan Çakıroğlu abimiz bunu teyit etmek için her sohbetinde mutlaka, “Bizim yaşımız besmeledeki harf kadardır. Yani 19’dur. 19 yaşından fazlayım diyeni infaz ederim.” diye esprili ve ironik şekilde hatırlatmaktadır.

Orhan abi meseleye ironik ve esprili yaklaşsa da gerçekte de durum böyledir. Tanıdığım 70-80 yaşındaki nice ülkücü abilerimizin 19 yaşındaki gençler gibi hala dipdiri bir dava aşkına ve ruhuna sahip olduğunu görüyorum. (Benim de biyolojik yaşım 66 olmasına rağmen hala kendimi 18 yaşında hissediyorum. Hatta bazen otobüslerde “dayı, amca” diye seslendiklerinde etrafıma bakarak “kime sesleniyorlar” diyorum; sonra bakıyorum ki benden başka kimse yok. Kaporta yaşlı ama ruhum genç. JJJ)

Bu 19 yaşındaki ülkücü yiğitlerden biri de ebedi âleme yolcu ettiğimiz Maraş’ın yiğit evladı Mustafa Verkaya abimizdi. Biyolojik yaşı 72 olmasına rağmen (1954 doğumlu) Mustafa Verkaya abimiz hastaneye yattığı son iki ayı saymazsak gerçekten de yaptığımız bütün toplantılara genç bir delikanlı heyecanıyla katılmış, bizlere abilik yapmış, moral ve motivasyon vermiştir.

Mustafa Verkaya, gençlik yıllarında da kabına sığmayan biriydi. Hergün birkaç ülküdaşımızın şehit verildiği öğrencilik yıllarında “Ülkücü Gençlik Derneği Küçükçekmece Bölge Başkanlığı” yapan Mustafa Verkaya, daha sonra kendinden önce bütün ilçe başkanları öldürülen “Bakırköy MHP İlçe Gençlik Kolları Başkanlığı” görevini de üstlenmiştir. Bu görevi üstlenirken kendisinin de şehit edilme ihtimali çok yüksek olmasına rağmen o asla korkmamış ve bu vazifeyi hakkıyla yerine getirmiştir.

Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaş olan 21 yaşında (1975 – 1976) İstanbul Ülkü Ocakları başkanlığı görevini üstlenen Mustafa Verkaya, ülkücü hareketin sembol isimlerinden biri haline gelmiştir.

Mustafa Verkaya, 1970'li yılların sert siyasi çatışma ortamında İstanbul Ülkü Ocakları Başkanlığı yapmış ve dönemin pek çok tehlikeli olayının tam merkezinde yer almıştır. 21 Kasım 1975 tarihinde Beyazıt Meydanı'nda silahlı saldırıya uğrayarak şehit edilen İTÜ öğrencisi İsmail Tığlı'nın cenaze töreninde tabut başında konuşma yapan isim İstanbul Ülkü Ocakları başkanı sıfatıyla Mustafa Verkaya’dır.

Amerikan uşağı generaller tarafından kotarılan 12 Eylül 1980 darbesinin ardından 17 Ekim 1980'de tutuklanarak cezaevine girdi. MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası'nda 527 numaralı sanık olarak "İstanbul Bölgesi Bakırköy Sanıkları"  arasında yargılandı. 1999 seçimlerinde 21. dönem MHP İstanbul milletvekili seçilerek 2002 yılına kadar TBMM'de görev yaptı.

VERKAYA’NIN AZ BİLİNEN YÖNLERİ

Şimdiye kadar anlattıklarım Mustafa Verkaya’ya ait herkes tarafından bilinen gelişmelerdi. Ancak onun bir de herkesin bilemediği, en yakın arkadaşlarının ise sık sık gündeme getirdiği ve benimde yakından müşahede ettiğim derin fikri yapısı,........

© Habererk