menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi komisyonu raporu üzerine

8 0
24.02.2026

Tarihçi Ayhan Yüksel dostumuzun, yazar Arslan Bulut’a atıfla çok doğru bir tespiti var: “Şark Meselesi Devam Ediyor” diyor Ayhan hoca. Şark Meselesi Özetle; Türklerin Avrupa'dan atılması ve geldikleri (Türkistan) coğrafyaya geri gönderilmesi siyasetidir.

Türklere karşı Hristiyanların toplu saldırısı olan Haçlı Seferleri bu amaçla yapılmıştır. Daha sonra Osmanlı Devleti sınırları içindeki Müslüman olmayan unsurlar bu amaçla kışkırtılmış, ayaklandırılmış, ayrılması sağlanmıştır. Son olarak 10 Ağustos 1920'deki Sevr Antlaşması ile Türkler Anadolu’dan bütünüyle sökülüp atılmak istenmiştir. Hedeflenen; Filistin’de bir İsrail devletinin, Doğu Anadolu'da bir Ermeni devletinin, Güneydoğu Anadolu ve Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinin kurulmasıdır. Geri kalan Osmanlı Topraklarının da İtalya ve Yunanistan'a katılmasıyla Türkler haritadan silinecektir.

Bu amaçların gerçekleşmesini, Sevr’i parçalayıp atan ve Türkiye Cumhuriyetini kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve büyük Türk milletinin canı ve kanı pahasına mücadelesi önlemiştir. Genç Cumhuriyetle birlikte Emperyalistlerin hevesleri kursağında kalmıştır. Ancak emperyalist güçler tarihi amaçlarından asla vazgeçmemişler, özellikle kurucu önderimizin vefatından sonra ülkemiz aleyhine faaliyetler (bazen ekonomik ilişkiler, bazen askeri ilişkiler, bazen siyasi ilişkiler, bazen kültürel ilişkiler vs. kılıfında) artarak devam edegelmiştir. Cumhuriyet döneminde de birçok ayaklanma ve isyan yaşanmışsa da genç Cumhuriyetin ve yöneticilerinin kararlı tutumu ile bunların üstesinden gelinmiştir.

Sonraki yıllarda özellikle 1975-1984 arasında ülkemiz ASALA terör örgütü ile mücadele etmiştir. Yine ilk kez 1973'te "Apocular" adıyla başlayan hareket, 1978’de PKK terör örgütüne dönüşmüştür. PKK terör örgütü ilk büyük eylemini 15 Ağustos 1984'te Siirt'in Eruh ve Hakkâri’nin Şemdinli ilçelerine yaptığı baskınla gerçekleştirmiştir. Bundan sonra da çok sayıda terör eylemi ile gerek bölge halkının gerekse güvenlik güçlerinin hayatına ve ülkenin milyarlarca dolar kaynaklarını heba etmesine neden olmuştur.

Terör hareketi finansmanını zorla alının bağış, vergi ve çeşitli gelirlerin yanında uyuşturucu ticareti, eroin üretimi, insan kaçakçılığı, kara para aklama ve haraç toplama gibi yasa dışı faaliyetlerden oluşturduğu bilinmektedir. Örgüt, Avrupa Birliği ve ABD tarafından da Terör Örgütü kabul edilmiştir. PKK elebaşının 1999 yılında yakalanarak, mahkemece İmralı Adasında hapsedilmesinden sonra, zaman zaman azalsa da terör faaliyetleri devam etmiştir.

Terör devam ederken çözüm arayışları da ortaya çıkmıştır.

2005 yılında dönemin başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Diyarbakır’da Kürt Sorunu ifadesi, 2009 yılında açılım süreci, 2013 yılında Diyarbakır’da Abdullah Öcalan’ın mektubunun okunması, Akil İnsanlar Heyeti, 2015 terör örgütünün sözde özerklik ilanı, hendek olayları ve başarısız geçen çözüm arayışları yaşanmıştır. Son birkaç yılda terör örgütü güvenlik güçlerimizin başarılı çalışmaları ile ülke içinden temizlenmiştir. Ülke dışında da ciddi önlemler ile eylem yapamaz hale getirilmiştir. Bu süreçte 2024 yılında MHP lideri Devlet Bahçeli’nin çıkışıyla somutlaşan ikinci açılım süreci başlamıştır.  TBMM çatısı altında Zafer Partisi ve İyi Parti dışında iktidar ve muhalefet cephesinin katılımıyla komisyon oluşturulmuştur.  Uzun süren çalışmalar ve sonrasında heyet son ziyaretini İmralı Adasındaki Heyetinin İmralı adasında cezasını çekmekte olan teröristi ziyaret etmişlerdir. Her partinin raporundan sonra 18 Şubat 2026 tarihinde, 50 üyeden 47’sinin onayıyla  “Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu Raporu” yayınlanmıştır.

Titiz bir çalışma ile ve oldukça dikkatli bir dil kullanarak yazılan rapor, “coğrafyamızı bir asır önce etnik, mezhebi ve dini farklılıklar üzerinden bölmeye çalışanların, yine aynı hedefler peşinde koşmalarını engellemek için terörün tamamen ortadan kaldırılması hedefini gütmektedir.” İfadelerini taşımaktadır ki bu oldukça makul bir amaçtır. Zira bu ülkede aklı başında hiç kimse terör devam etsin, ülke kardeş kavgasına sürüklensin demez, diyemez.

Bu nedenle incelediğimiz raporda dikkat çeken hususlar aşağıya çıkarılmıştır:

Raporda örgütsel yapının silah bırakmasını koşulu oldukça önemlidir. Bu sağlanamaz ise diğer maddeler etkinliğini kaybetmektedir.

Raporda yeni siyasi partiler yasası, seçim yasası, siyasi etik yasası, içeriğine göre olumlu görülebilir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmasına vurgu yapılmış olması, tutuksuz yargılanma konusunun gündeme getirilmiş olması, esasen uyulmayan hukuk kurallarının hatırlatılması ya da yanlış uygulamanın yazıya dökülmüş hali. Esasen bunlar zaten uyulması gereken........

© Habererk