Bir de At Borcu Varmış
Ülkede saflar olmasa, üç kâğıtçılar nasıl geçinecek. Bugün sizlere sıra dışı bir mesel anlatacağım. Düşünmek serbest, gülmek kısıtlı. İlle de düşünelim. “Düşünmeyenlerin başına pislik yağar”: Yunus:100 Vakti zamanında, üç kâğıtçının biri, bir köyün içinden geçiyormuş. Avlunun birinde bir hanımı ekmek yaparken görmüş, ekmeğin mis gibi kokusuna dayanamayıp, kadının yanına varmış. -Kolay gelsin, bereketli olsun, hanım teyze. -Sağ ol gardaşım! -Teyze çok açım, bir ekmek verir misin? Teyze saçtan sıcacık ekmeği alır, tereyağıyla yağlayıp adama verir ve sorar: -Kimsin, necisin, nerelisin, sen yabancısın galiba gardaş? Üç kâğıtçı bu sözlerden kadının saf olduğunu anlar. -He be bacım. Ben buralardan değil çok uzaklardan ahiretten geliyorum. Birkaç gün gezip, ahalinin halini görüp geri gideceğim. Teyze bu sözleri duyunca, gözleri parlar. -Ah be gardaş, seni buraya Allah gönderdi. -Evet abla Tanrı gönderdi. Kadın işi bırakır ve ciddiyetle: -Gardaş be! Benim Hüseyin adlı gardaşım öldüydü üç sene önce. Onu gördün mü, tanır mısın?........
