Toprağı Kaybeden Millet, Sağlığını da Kaybeder
Kaçak Yapılar, Zeytinlikler, Kıyılar ve Sessizce Büyüyen Halk Sağlığı Felaketi
Doç. Dr. Ferhat Arslan
Bir hekim olarak biliyorum ki hastalık yalnız hastanede başlamaz. Yoğun bakımda, poliklinikte, ameliyathanede ya da laboratuvarda gördüğümüz pek çok tablonun kökü çok daha derindedir. O kök bazen içtiğimiz suda, bazen soluduğumuz havada, bazen de soframıza gelmeden yok edilen tarım toprağındadır. Bu yüzden tarım arazilerinin, zeytinliklerin, meraların, kıyıların ve doğal alanların korunması yalnız çevrecilerin değil; hekimlerin, ebeveynlerin, çiftçilerin ve bu ülkede yaşayan herkesin ortak meselesidir.
Bugün Türkiye’de tarım arazilerine kaçak yapılan bungalovlar, konteynerler, bağ evleri ve benzeri yapılar üzerinden yeni bir hukuki sıkılaşma konuşuluyor. İlk bakışta bu, gecikmiş ama doğru bir müdahale gibi görünebilir. Gerçekten de yıllardır göz göre göre işlenen bir toprağı parçalama ve doğayı tüketme pratiği vardı. Ova, tarla, bağ, bahçe; üretim alanı olmaktan çıkarılıp rant alanına dönüştürüldü. Fakat burada durup sormamız gereken daha büyük bir soru var: Biz bu noktaya nasıl geldik?
Sorunun cevabı yalnız “kaçak yapı yapan vatandaş” değildir. Asıl mesele, uzun yıllar boyunca oluşmuş büyük bir zihniyet bozulmasıdır. Türkiye’de toprak, giderek üretimin ve hayatın devamını sağlayan canlı bir varlık gibi değil, ilk fırsatta üzerine bir şey kondurulacak, parsellenecek, satılacak ve değer kazanacak bir meta gibi görülmeye başlandı. Tarla, ev yapılırsa kıymetli; zeytinlik, tesis kurulursa değerli; kıyı, otele çevrilirse kazançlı sayıldı. Böyle bir toplumda toprağın kendisi değil, onun dönüştürülebilirliği kıymet gördü. İşte felaket tam burada başladı.
Oysa toprağın değeri, üzerine beton dökülünce değil; ürün verdiğinde, su tuttuğunda, biyolojik çeşitliliği taşıdığında, iklimi dengelediğinde anlaşılır. Bir tarım arazisi yalnız buğday, domates, zeytin ya da üzüm üretmez. O toprak aynı zamanda yağmurun akışını düzenler, yeraltı suyunu besler, ısı dengesine katkı sağlar, kırsal yaşamı ayakta tutar, kentleri besler. Siz toprağı yapılaşmaya açtığınızda yalnız bir araziyi kaybetmezsiniz; geleceğin gıda güvenliğini, iklim direncini ve toplum sağlığını da aşındırırsınız.
Hekim gözüyle bakınca........
