Sahteyle Mücadele Ederken Vatandaşı Mağdur Etmeyelim!..
Yurt dışından dönen bir yolcunun bavulunda çocuğuna aldığı bir akıllı saat, eşine getirdiği bir kulaklık veya kendisi için seçtiği bir telefon bulmak şaşırtıcı değildir. Bu alışverişlerin ezici çoğunluğu, hiçbir ticari kaygı taşımayan, tamamen saf birer "hediyeleşme" veya kişisel ihtiyaç motivasyonudur.
Ancak sınır kapısına ayak basıldığı an, bu masum niyet bir anda yerini gri bir hukuk labirentine bırakabiliyor.
Devletin gümrük kapılarında vergi kaybını önlemek, bavul ticaretini engellemek ve kayıt dışılığı kurutmak için miktar sınırlaması koyması, egemenlik hakkının ve ekonomik güvenliğin doğal bir gereğidir. Buna hiçbir hukukçunun veya vatandaşın itirazı olamaz. Fakat son yıllarda gümrük denetimlerinde öyle bir "yan etki" ortaya çıkmaya başladı ki, kaçakçılıkla mücadele edelim derken dürüst vatandaş bir anda "marka hakkına tecavüz" suçlamasının ortasında kalıyor.
Mesele şu: Yolcu beraberinde getirilen ve sayı sınırını aşan ya da sadece gümrük memurunun şüphesine takılan orijinal cihazlar, "orijinallik incelemesi" adı altında bir sürece sokuluyor. İşte kırılma noktası tam olarak burada başlıyor. Hazırlanan yetersiz, bilimsellikten uzak raporlar yüzünden, faturalı ve orijinal bir ürün bir anda "taklit eşya" muamelesi görüyor. Sonuç? Sadece gümrük vergisi cezasıyla kapanabilecek bir konu, vatandaşı ceza mahkemelerinin kapısına, hapis istemli sahtecilik soruşturmalarına kadar sürüklüyor.
Oysa bu yaklaşım, fikri mülkiyet hukukunun en temel kolonlarından biri olan "Marka Hakkının Uluslararası Tükenmesi" (SMK m. 152) ilkesini açıkça çiğnemektir.
Bu ilke çok net bir şey söyler: Bir marka sahibi, orijinal ürününü dünyanın herhangi bir yerinde kendi rızasıyla piyasaya sürdüğü an, o ürün üzerindeki mülkiyet ve dağıtım hakkını "tüketmiş" olur. Tüketicinin o ürünü mutlaka Türkiye'deki resmi distribütörden veya lüks mağazalardan alması gibi bir zorunluluk yoktur. Yurt dışındaki yasal bir mağazadan alınmış orijinal bir ürünün, şahsi kullanım amacıyla ülkeye sokulması asla bir marka ihlali veya suç olamaz. Bir ürünün kutu tasarımının farklı olması, faturasının o an bavulda bulunmaması veya yerel distribütörün veri tabanında görünmemesi, o ürünü "sahte" yapmaz; sadece........
